İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü:Öğe,
    Romantik ilişkilerde genç yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ile ilişki doyumu ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 10/02/2022) Karadağ, Ayşegül
    Bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve öznel iyi oluş uzun yıllardır araştırmacılar tarafından üzerinde çalışılan önemli konulardır. Bağlanma, bireyin doğumundan ölünceye dek süren ve yakın ilişkilerini, ilişkilerinden elde ettikleri doyumu, öznel iyi oluş düzeylerini etkileyen unsurlardan biridir. Bu araştırma, romantik ilişki içerisinde bulunan genç yetişkin bireylerin bağlanma stilleri ile ilişki doyumu ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapıldı. Aynı zamanda araştırma değişkenlerine ait veriler cinsiyet, birliktelik türü ve birliktelik sürelerine göre karşılaştırıldı. Araştırmanın örneklemini 18-35 yaş arası 250 kadın, 64 erkek olmak üzere toplam 314 kişi oluşturmaktadır. Araştırmaya Türkiye'nin her bölgesinden katılım sağlandı. Veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, İlişki Doyumu Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Olumlu-Olumsuz Duygu Ölçeği kullanıldı. Araştırmadan elde edilen verilere göre, YİYE-II ölçek alt boyutlarından kaygılı ve kaçınmacı bağlanma ile ilişki doyumu ve öznel iyi oluş arasında orta düzeyde negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptandı(p<0.01). Bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve öznel iyi oluşun cinsiyete göre karşılaştırıldığında arada anlamlı bir farklılığın olmadığı saptandı(p>0.05). Bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve öznel iyi oluş birliktelik türü ve birliktelik sürelerine göre karşılaştırıldığında birliktelik türlerine göre bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve öznel iyi oluşun anlamlı bir farklılık gösterdiği görüldü(p<0.05). Birliktelik süresine göre kaygılı ve kaçınmacı bağlanma düzeyleri anlamlı bir farklılık göstermektedir(p<0.05). Cinsiyet, birliktelik türleri ve bağlanma stili grupları arasında ilişki olup olmadığını saptamak için yapılan analiz sonucuna göre cinsiyetle bağlanma stilleri ve birliktelik türleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı(p>0.05). Birliktelik türleri ve bağlanma stili grupları arasında ise anlamlı bir ilişki olduğu saptandı(p<0.05). Sonuç olarak yapmış olduğumuz araştırmada; bağlanma stilleri ile ilişki doyumu ve öznel iyi oluş arasında anlamlı bir ilişki olduğu, bunun yanı sıra bağlanma stillerinin birliktelik türleri ve sürelerine göre farklılık gösterdiği bulundu. Ayrıca bağlanma stilleri, ilişki doyumu ve öznel iyi oluşun cinsiyete göre farklılık göstermediği saptandı. Araştırmadan elde edilen veriler ve analiz sonuçları ilgili literatür kapsamında tartışıldı ve gelecek araştırmalar için çeşitli önerilerde bulunuldu.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Ağız kuruluğu: Nedenleri, tanısı ve tedavisi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2026) Mertoğlu, Sabriye Sevim; Yalçın, A. Süha
    Ağız kuruluğu (kserostomi), ağızda kuruluk hissinin subjektif olarak algılanmasıyla karakterize edilen ve sıklıkla tükürük akış hızının azalması veya tükürük içeriğindeki değişikliklerle ilişkili olan bir klinik durumdur. Tükürük ise lubrikasyon, tamponlama, antimikrobiyal savunma ve remineralizasyon gibi temel fonksiyonlarıyla ağız homeostazının korunmasında önemli rol oynar. Bu nedenle, tükürük sekresyonundaki bozukluklar, ağız sağlığı ve sistemik sağlık üzerinde ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Ağız kuruluğu, diş çürükleri, oral enfeksiyonlar, mukozal hassasiyet, yutma güçlüğü ve tat alma bozuklukları gibi problemlere neden olarak bireylerin yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Ağız kuruluğunun etiyolojisi multifaktöriyeldir ve sistemik hastalıklar, kserojenik ilaç kullanımı, Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklar ile baş-boyun radyoterapisi, kemoterapi, hormonal değişiklikler, psikolojik faktörler ve yaşlanma gibi birçok faktörü içermektedir. Ağız kuruluğunun tanısında ayrıntılı anamnez, klinik muayene, Xerostomia Inventory gibi subjektif değerlendirme ölçekleri ile tükürük akış hızı ölçümleri, ultrasonografi ve sialografi gibi görüntüleme yöntemlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir. Ağız kuruluğunun tedavisi, öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesine ve giderilmesine yönelik olup, semptomatik yaklaşımlarla desteklenmektedir. Tedavi seçenekleri arasında yaşam tarzı düzenlemeleri, farmakolojik ajanlar, tükürük uyarıcı ve yerine koyucu preparatlar ile düşük düzey lazer tedavisi ve transkutanöz elektriksel sinir uyarımı gibi güncel yaklaşımlar yer almaktadır. Bu derleme, ağız kuruluğunun nedenleri, tanı yöntemleri ve tedavi yaklaşımlarını kapsamlı bir şekilde ele almakta ve doğru tanı ile bireye özgü tedavi planlamasının önemini vurgulamayı amaçlamaktadır.
  • Öğe Türü:Öğe,
    A knowledge-competence gap in rare-disease education among dental students
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2026) Berkay, Ezgi Gizem; Angı, Ata Berk
    Introduction: Oral and craniofacial signs are frequently the presenting or sole manifestation of rare diseases (RD), yet dental curricula rarely address them. Aim: This study assessed dental students’ RD awareness and the impact of a dedicated elective course on that awareness. Materials and Methods: In this single-centre, single-arm pre-post study, students enrolled in the 14-week elective “Rare Diseases and Dentistry” completed an identical questionnaire, adapted from Kühne et al., before and after the course (March-June 2023). Outcomes were a composite factual knowledge score, self-perceived preparedness, recognition of named RDs, and awareness of RD databases. The pre-post change in the knowledge score was tested using the Wilcoxon signed-rank test, and item-level changes using McNemar’s test (Holm-Bonferroni-corrected). Results: Of 119 enrolled students, 55 completed both assessments (46.2%; 63.6% female; mean age 22.6 years). The composite knowledge score rose from 1.11±1.24 to 3.96±1.30 of 6 (Z=−6.30, p<0.001, r=0.85). Self-rated preparedness improved only modestly, and recognition of most syndromic or genetic RDs remained low after the course. Discussion: The findings indicate that a short elective course markedly increases factual RD knowledge but is insufficient to improve students’ perceived clinical preparedness or disease-recognition ability. Conclusion: A short elective course increases RD knowledge but is not, by itself, sufficient to improve perceived clinical preparedness. Recommendations: RD content should be embedded longitudinally across clinical courses rather than confined to a single elective.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Karar destek sistemleri ve senaryoda yaratıcılık: Joker (2019) filmi üzerinden bir inceleme
    (İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2026) Batuş, Emir
    Dijitalleşme ve yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşması, film endüstrisinde veri temelli karar alma süreçlerini giderek görünür kılmaktadır. Bu dönüşüm yalnızca yapım, dağıtım ve pazarlama pratiklerini değil, senaryo geliştirme süreçlerinde yaratıcı kararların alınma biçimini de yeniden yapılandırmaktadır. Karar destek sistemleri (KDS), geçmiş film verileri, tür örüntüleri, anlatı yapıları, karakter ilişkileri, duygusal ton ve izleyici beklentileri gibi değişkenleri analiz ederek senaryo geliştirme aşamasında öngörü üretmektedir. Bu çalışma, KDS’nin senaryo yazımında yaratıcılık üzerindeki etkilerini disiplinler arası bir yaklaşımla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel durum çalışması deseni benimsenmiş; literatür taraması, belge analizi ve vaka analizi teknikleri birlikte kullanılmıştır. Joker (2019), klasik süper kahraman anlatı kalıplarından sapması, psikolojik derinliği, karakter merkezli yapısı ve beklenmedik ticari başarısı nedeniyle örnek olay olarak seçilmiştir. Bulgular, KDS’nin yaratıcı süreci destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğini; ancak geçmiş başarı örüntülerine dayalı öngörülerin anlatıların standartlaşmasına ve yaratıcı çeşitliliğin daralmasına yol açabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, veri temelli üretim mantığı ile yaratıcı özgünlük arasındaki gerilimi tartışmakta ve insan yaratıcılığı ile algoritmik sistemlerin birbirini tamamladığı hibrit bir üretim modelinin gerekliliğine işaret etmektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Mükemmeliyetçilik özellikleri, sosyal ve duygusal yalnızlık düzeyi, iyi oluş hali ve öz-şefkatin genç yetişkinlerde incelenmesi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 16/08/2022) Sarıkayaoğlu, Sena
    Bu araştırmanın amacı mükemmeliyetçilik, sosyal ve duygusal yalnızlık ve öz-şefkatin, iyi oluş ile ilişkisini incelemektir. Bu amaçla, araştırmaya 20-45 yaş aralığında (Ort. = 31.29) 281 kadın ve 173 erkek gönüllü katılımcı dahil edilmiştir. Araştırmanın verileri Demografik Bilgi Formu, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği (FÇBMÖ), Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği (SELSA), Öz-anlayış Ölçeği (ÖZAN), Genel İyi Oluş Ölçeği Kısa Formu (GİOÖ-KF) kullanılarak toplanmıştır. Değişkenlerden mükemmeliyetçilik özellikleri ve öz-şefkatin cinsiyete göre farklılaştığı, sosyal ve duygusal yalnızlığa ve iyi oluşa göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Tüm değişkenlerin medeni duruma göre farklılaştığı bulunmuştur. İyi oluş hali, sosyal ve duygusal yalnızlık ve öz-şefkatin katılımcıların çalışma durumuna göre farklılaştığı, mükemmeliyetçilik özelliklerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre mükemmeliyetçilik özellikleri ve öz-şefkatin yüksek olması, iyi oluş halinin artması ile ilişkili iken; sosyal ve duygusal yalnızlık düzeylerinin yüksek olması, iyi oluş halini azaltmaktadır.