İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü:Öğe,
    The moderating role of perceived internal marketing activities in call centre employees' artificial intelligence anxiety and organisational commitment
    (İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2026) Yıldız, Arif; Yazıcı, Ayşe Meriç; Kırgız, Ayça Can; Doymaz, Helin
    Aim: This study aims to determine the moderating role of perceived intrinsic marketing activities in the relationship between call center employees' AI anxiety and organizational commitment. Method: For this purpose, data were collected from 398 call center employees working in call centers located in 12 provinces of Turkey (Adana, Adıyaman, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, İstanbul, Kilis, Kocaeli, Malatya, and Samsun) through an online questionnaire. Structural Equation Modeling was used to examine the relationships between the variables. Findings: The correlation analysis results indicate that there is no significant relationship between ‘Intrinsic Marketing’ and ‘Organizational Commitment’ and between ‘Intrinsic Marketing’ and ‘Artificial Intelligence Anxiety’ scales. However, multiple linear regression analysis results show that ‘Intrinsic Marketing’ plays an important role in ‘Organizational Commitment’, and ‘AI Anxiety’ has a significant and positive effect on ‘Organizational Commitment’. Nevertheless, the combined effect of ‘Intrinsic Marketing’ and ‘AI Anxiety’ does not have a significant moderating effect on ‘Organizational Commitment’. Conclusion: The findings of this study indicate that while intrinsic marketing plays a significant role in enhancing organizational commitment, it does not moderate the relationship between AI anxiety and organizational commitment. Furthermore, AI anxiety itself has a positive and significant impact on organizational commitment. These results suggest that although intrinsic marketing contributes to employees’ organizational commitment, its influence does not alter the effect of AI anxiety. The study provides valuable insights into the dynamics of AI-related concerns and internal marketing strategies in call centers.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Hemşirelerin kanıta dayalı uygulama liderliği ile kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutumu konusundaki önceliklerinin belirlenmesi: Bir AHP uygulaması
    (Hüdaverdi Bircan, 2026) Özdemir, Burçin Nur; Aslan, Özgür; Malatyalı, İrem
    Bu çalışma, hemşirelerin Kanıta Dayalı Uygulama Liderliği (KDUL) ile ilgili önceliklerini ve Kanıta Dayalı Hemşireliğe (KDH) yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma örneklemi, bir kamu hastanesinde çalışan 15 hemşireden oluşmuştur. Hemşirelerin kanıta dayalı uygulama liderliği ile ilgili önceliklerini ve kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutumlarını analiz etmek için AHP yöntemi kullanılmıştır. Veriler, sosyodemografik anket, kanıta dayalı uygulama liderliği ölçeği ve kanıta dayalı hemşireliğe yönelik tutum ölçeği kullanılarak toplanmış ve Super Decision programı kullanılarak analiz edilmiştir. Kanıta Dayalı Uygulama Liderliği açısından: En önemli liderlik kriteri (%46) “destekleyici liderlik” olarak belirlenmiştir. Bunu sırasıyla “bilgili liderlik” (%26), “kararlı liderlik” (%20) ve en az önemli olan “önleyici liderlik” (%7) izledi. Kanıta Dayalı Hemşireliğe Yönelik Tutumlar açısından: En önemli kriter “niyet” (%61) olarak belirlendi, bunu “duygular” (%26) ve “inanç” (%11) izlemektedir. Hemşire yöneticilerinin, destekleyici ve bilgili liderlik becerilerini geliştirecek eğitim programlarına katılmaları teşvik edilmelidir. Bu çalışma, hemşirelerin kanıta dayalı hemşirelik uygulamalarını benimsemeleri ve liderlik rollerinin geliştirilmesiyle ilgili önemli bulgular sunmaktadır.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Çocuk diş hekimliğinde lazer uygulamaları
    (Akdeniz Üniversitesi, 2026) Yılmaz, Berna; Emiroğlu, Sibel
    Lazer teknolojisi, son yıllarda diş hekimliğinde önemli bir yenilik olarak öne çıkmış ve özellikle çocuk hastalar için daha konforlu tedavi seçenekleri sunmaya başlamıştır. Başlangıçta sadece yumuşak doku işlemlerinde kullanılan lazerler, günümüzde sert doku uygulamalarında da etkili hale gelerek geniş bir kullanım alanına yayılmıştır. Nd:YAG, Er:YAG, Er,Cr:YSGG, diyot ve CO2 gibi farklı dalga boylarına sahip lazer sistemleri; Restoratif Diş Hekimliği, Endodonti, Periodontoloji ve Ağız Diş ve Çene Cerrahi gibi çeşitli alanlarda etkin bir şekilde uygulanmakta ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu derlemede, Çocuk Diş Hekimliği’nde lazer kullanımının sunduğu avantajlar, klinik uygulama alanları ve farklı lazer türlerinin etkinliği ele alınmıştır. Lazerlerin diş çürüklerinin tanı ve tedavisinde, yumuşak doku cerrahisinde ve pulpa tedavilerinde sağladığı minimal invaziv yaklaşımlar vurgulanmış; ağrı, kanama ve anestezi ihtiyacını azaltma gibi hasta dostu özellikleri incelenmiştir. Ayrıca, çocuk hastaların diş tedavisine uyumunu artırması, anksiyete ve korkuyu azaltması gibi psikolojik ve klinik faydalar üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, lazer teknolo jisinin maliyeti, tedavi protokollerinin standardizasyonu ve uzun vadeli etkinliği gibi konular hâlâ araştırılmaya devam etmektedir. Gelecekte yapılacak bilimsel çalışma lar ve teknolojik gelişmeler ile lazerlerin çocuk diş hekimliğinde daha yaygın bir kullanım alanı bulması ve rutin tedavilerde önemli bir yer edinmesi beklenmektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Extrathoracic carotid artery cannulation in cardiovascular reoperations
    (Health Sciences University, 2026) Durmaz, Duygu; Hastaoğlu, İsmail Oral
    Cardiac reoperations, especially those involving the aortic arch, pose a significant challenge due to extensive adhesions and an increased risk of injury during resternotomy. In such cases, initiating cardiopulmonary bypass (CPB) through peripheral access before sternotomy may enhance surgical safety. This report presents two cases in which extracorporeal carotid artery cannulation was successfully applied to establish CPB and facilitate antegrade cerebral perfusion (ACP). The first case involved a patient with Type A aortic dissection following a previous Bentall procedure, where femoral and axillary access were considered unsuitable due to anatomical and pathological conditions. The second case involved a complicated coronary artery bypass surgery due to peripheral artery disease and subclavian occlusion. In both cases, CPB was safely initiated via an 8 mm PTFE graft anastomosed to the left carotid artery with venous drainage through the femoral vein. No early neurological or systemic complications were observed postoperatively. These cases demonstrate that extrathoracic carotid artery cannulation is a safe and effective alternative when traditional cannulation sites are unsuitable, providing both safe CPB initiation and reliable ACP in complex reoperations.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Türkiye bir göç merkezi olarak: Geçiş devleti mi yoksa şartlı bir bölgesel güç aracısı mı?
    (İstanbul Aydın Üniversitesi, 2026) Manioğlu, Oğuzhan
    Bu makale, Türkiye’nin uluslararası göç yönetişimindeki dönüşen rolünü incelemekte ve Türkiye’nin öncelikli olarak bir transit ülke mi yoksa bölgesel bir güç aracısı mı olarak kavramsallaştırılması gerektiğini tartışmaktadır. Göç sistemleri kuramı, dışsallaştırma literatürü ve bölgesel güç analizi çerçevesinde yapılan değerlendirme, Türkiye’nin pasif bir transit ülke konumunun ötesine geçerek göç yönetişiminde koşullu bir bölgesel aracı aktöre dönüştüğünü ileri sürmektedir. 2011’de Suriye iç savaşının başlamasından bu yana Türkiye, geçici koruma statüsü altındaki üç milyondan fazla Suriyeli ile dünyanın en fazla mülteci barındıran ülkesi haline gelmiştir. 2013 tarihli Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile kurumsallaşan göç yönetimi ve 2016 AB Türkiye Mutabakatı, Türkiye’yi Avrupa Birliği ile asimetrik karşılıklı bağımlılık ilişkisi içine yerleştirmiştir. Makale, Türkiye’nin aracı kapasitesinin üç temel dinamikten kaynaklandığını göstermektedir: demografik merkezilik, kurumsal konsolidasyon ve stratejik göç diplomasisi. Bununla birlikte, bu aracılık rolü iç siyasal tartışmalar, ekonomik kırılganlıklar ve AB-Türkiye ilişkilerindeki yapısal asimetriler nedeniyle koşulludur. Türkiye’nin göç veren bir ülkeden merkezi bir göç merkezine dönüşümü incelenerek, transit ülkeler, göçün dışsallaştırılması ve göç yönetişiminde ilişkisel güç kavramına dair literatüre katkı sunulmaktadır. Çalışma, göçün güvenlikleştirildiği siyasal bağlamlarda ve kurumsal kapasitenin güçlendiği durumlarda transit ülkelerin stratejik özne haline gelebileceğini, ancak bu öznenin daha geniş karşılıklı bağımlılık yapıları içinde sınırlı kaldığını savunmaktadır.