İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü:Öğe, Üniversite öğrencilerinde teknoloji bağımlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasındaki ilişki(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 12/06/2024) İşlek, AhsennurBu araştırmada teknoloji bağımlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak teknoloji bağımlılığı, duygu düzenleme güçlüğü ve sosyotropik-otonomik kişilik özellikleri arasındaki daha sonra ise temel değişkenler ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiler ele alınmıştır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen bu araştırmada kolayda örnekleme yöntemi ile üniversite öğrencilerden oluşan 430 katılımcı örneklem olarak belirlenmiştir. Araştırma verileri Sosyodemografik Bilgi Formu, Teknoloji Bağımlılığı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği ve Sosyotropi-Otonomi Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizi için ANOVA, Bağımsız Örneklem T-Testi, Pearson Korelasyon analizi, Basit Doğrusal Regresyon analizi ve Çoklu Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre teknoloji bağımlılığı ile duygu düzenleme güçlüğü ve sosyotropik kişilik özellikleri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüğü ile sosyotropik kişilik özellikleri arasında pozitif yönde; otonomik kişilik özellikleri arasında ise negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Duygu düzenleme güçlüğü alt boyutlarından dürtü ve kabul etmeme ile sosyotropik kişilik özelliklerinin teknoloji bağımlılığı üzerinde pozitif yönde anlamlı bir yordayıcı etkisi olduğu görülmüştür. Duygu düzenleme güçlüğü toplam puanın da teknoloji bağımlılığı üzerinde pozitif yönde anlamlı bir etkisi olduğu ortaya konulan bulgular arasındadır. Bununla birlikte bazı demografik değişkenler ile temel değişkenler arasında da anlamlı ilişkiler olduğu gözlemlenmiştir.Öğe Türü:Öğe, Sağlık çalışanlarında dönüşümcü liderliğin iş yaşam kalitesine etkisinin değerlendirilmesi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 06/08/2924) Aral, BedriDönüşümcü liderlik, günümüzde liderliğin yeniden değerlendirilmesinde en yaygın kullanılan yaklaşımlardan biri olup, iş yaşam kalitesini artırmak için gerekli olan değişim taleplerine uygun bir liderlik modeli sunmaktadır. Bu araştırmanın amacı, dönüşümcü liderlik davranışının iş yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırma, tanımlayıcı bir yöntemle planlanmış ve nicel araştırma metodolojisi kullanılarak yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmış ve İstanbul'da bir kamu ve bir özel hastanede çalışan 140 sağlık çalışanı ile araştırma gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri sosyo-demografik veri formu, Dönüşümcü Liderlik Ölçeği ve İş Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-23 ve AMOS-18 yazılımları ile analiz edilmiştir. Bulgulara göre, sağlık çalışanlarının Dönüşümcü Liderlik Ölçeği toplam puan ortalaması 3,50±0,89, İş Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalaması ise 3,23±0,67 olarak tespit edilmiştir. Güvenlik İklimi Ölçeği toplam puan ortalaması 3,85±1,11 ile ortalamanın üzerinde bulunmuştur. En yüksek düzeyde algılanan dönüşümcü liderlik davranışı "zihinsel teşvik" (3,60±1,00) ve en yüksek iş yaşam kalitesi bileşeni "iş kariyer memnuniyeti" (3,46±0,77) olarak görülmüştür. Dönüşümcü liderlik algısının iş yaşam kalitesi üzerinde pozitif ve anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, dönüşümcü liderlerin takipçilerinin kişisel gelişimlerini desteklemelerinin ve ihtiyaçlarına özel ilgi göstermelerinin, iş yaşam kalitesinin gelişimi açısından önemli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, çalışanların iş yaşam kalitesini yükseltmek için liderlerin değişim yaratmaya ve uygulamaya hazır olmaları, vizyon sahibi olmaları, geleceğe ve uzun vadeli planlara odaklanmaları büyük önem taşımaktadır.Öğe Türü:Öğe, Psikologların iş doyumu ve kişilik özelliklerinin mesleki tükenmişlik düzeyleri ile ilişkisi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 29/01/2024) Sezgin, Hande NurBu araştırmanın amacı, İstanbul'da psikoterapi merkezlerinde çalışan psikologların iş doyumu ve kişilik özelliklerinin mesleki tükenmişlik düzeylerini yordayıp yordamadığını incelemektir. Araştırmanın çalışma evreni 2023 yılında İstanbul ilinde psikoterapi merkezlerinde çalışan psikologlardan oluşmaktadır. Çalışma örneklemi ise bu evrenden kolayda örnekleme yöntemi ile seçilen 240'ı kadın (%68,2), 112'si erkek (%31,8), toplam 352 psikologdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "İş Doyumu Ölçeği", "On Maddeli Kişilik Ölçeği", "Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu", araştırmacı tarafından hazırlanan Sosyo-demografik Bilgi Formu ve Gönüllü Onam Formu kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler bağımsız örneklem t testi, ANOVA testi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin iş doyumu, kişilik özellikleri ve tükenmişlik düzeyleri değerlendirildiğinde; iş doyumu ile tükenmişlik arasında negatif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Kişilik özellikleri ile iş doyumu arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kişilik özellikleri ile tükenmişlik arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğu açığa çıkmıştır. Araştırma sonucunda, iş doyumu ve kişilik özellikleri arasından sorumluluk ve dışa dönüklüğün tükenmişlik üzerinde anlamlı bir yordayıcı rolü bulunmuştur. Bunun yanında sosyodemografik özelliklere göre de psikologların iş doyumu, kişilik özellikleri ve tükenmişlikleri istatistiki olarak anlamlı fark göstermiştir.Öğe Türü:Öğe, Sorumlu liderliğin iş tatminine etkisinde tükenmişliğin aracı etkisi: Optik sektörü çalışanları üzerine bir araştırma(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 07/11/2024) Özmel, NafiyeBu çalışma, optik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde sorumlu liderliğin iş tatminine etkisinde tükenmişliğin aracı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemi, optik sektöründe çalışan profesyoneller arasından uygun örnekleme yöntemiyle seçilen 392 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış olup, katılımcılara demografik bilgi formu, Sorumlu Liderlik Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği ve İş Tatmini Ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları, sorumlu liderliğin çalışanların iş tatminini pozitif yönde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, sorumlu liderliğin tükenmişlik düzeylerini azalttığı ve tükenmişliğin iş tatminini negatif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Yapılan aracılık analizi sonucunda, tükenmişliğin sorumlu liderlik ile iş tatmini arasındaki ilişkide kısmi aracı rol oynadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, optik sektöründe sorumlu liderlik uygulamalarının çalışanların iş tatminini artırmada ve tükenmişlik düzeylerini azaltmada etkili olabileceğini göstermektedir. Çalışma, sorumlu liderlik, tükenmişlik ve iş tatmini arasındaki ilişkileri bütüncül bir bakış açısıyla ele alması bakımından literatüre katkı sağlamaktadır. Ayrıca, elde edilen sonuçlarının, optik sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin yöneticilerine, çalışan refahını artırmaya ve örgütsel etkinliği geliştirmeye yönelik stratejiler oluşturmaları konusunda yol gösterici nitelikte olduğu değerlendirilmektedir.Öğe Türü:Öğe, Sağlık çalışanlarının iş yaşam kalitesinin yurt dışına göç niyetine etkisinde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin aracı rolü(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 21/05/2024) Acar, GökhanDüşük iş yaşam kalitesi, beyin göçü ve şiddete maruz kalma sağlık çalışanlarının karşılaştığı önemli sorunlardır. Bu sorunlar, sağlık çalışanlarının iş tatminini ve motivasyonunu düşürmekte, mesleki tükenmişliğe yol açmakta ve sağlık hizmetlerinin kalitesini olumsuz etkilemektedir. Ayrıca, beyin göçü, ülkedeki nitelikli sağlık çalışanlarının azalmasına ve sağlık sisteminde ciddi açıkların oluşmasına neden olmaktadır. Şiddete maruz kalma ise sağlık çalışanlarının fiziksel ve psikolojik sağlığını tehdit etmekte, güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasını zorunlu kılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'deki sağlık sektörü çalışanlarının iş yaşam kalitesi, beyin göçü algıları ve sağlıkta şiddet maruziyeti arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca cinsiyet, medeni durum ve sektör gibi demografik özelliklerin iş yaşamı kalitesi, şiddete yönelik tutum ve beyin göçü algılarını nasıl etkilediğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, göç etme niyetindeki rolü de dahil olmak üzere, şiddete maruz kalma ile kariyer memnuniyeti arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Çalışmada gruplar arası farklılıkların tespitinde bağımsız örneklem t testi ile ANOVA'dan faydalanılmış, ayrıca yapısal eşitlik modellemesine yer verilmiştir. Araştırmada demografik özellikleri belirlemeye yönelik anket kısmının yanı sıra Öncü ve diğerleri (2018) tarafından geliştirilen Beyin Göçü Tutumu Ölçeği, Akar ve Üstünler (2017) tarafından geliştirilen İş Yşaam Kalitesi Ölçeği ve Çelik ve Çelik (2007) tarafından geliştirilen Şiddete Yönelik Tutum Anketi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi, 331 sağlık çalışanından oluşmaktadır. Sonuçlar, iş-yaşam kalitesinin sektöre göre önemli ölçüde farklılaştığını, özel sektör çalışanlarının kamu sektöründekilere göre daha yüksek puanlar bildirdiğini göstermektedir. Ayrıca, beyin göçü algıları medeni durum ve çocuk sahipliğinden etkilenmekte, evli olmayan ve çocuksuz bireyler göçü daha cazip olarak algılamaktadır. Yapısal eşitlik modellemesi, şiddete maruz kalmanın beyin göçü tutumları ile pozitif ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, iş-yaşam kalitesi beyin göçü algılarını doğrudan etkilememektedir. Ayrıca, özel sektörde çalışan sağlık çalışanlarının kamu sektöründe çalışanlara kıyasla şiddete maruz kalma olasılığı daha yüksektir. Sonuç olarak, bu çalışma iş-yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, sağlık hizmetlerinde şiddetin azaltılması ve beyin göçü endişelerinin giderilmesi için kapsamlı politikalara duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Mesleki memnuniyetin artırılması ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması, sağlık çalışanları arasında göç niyetlerini önemli ölçüde azaltabilir.


















