İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü:Öğe, The relationship between clinical leadership perceptions and teamwork attitudes: An analysis in the context of emergency healthcare services(Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar University, 2026) Kavraz Güney, Yaren; Karabulut, Ahu TuğbaPurpose: Clinical leadership is closely associated with teamwork effectiveness in emergency healthcare settings, where rapid decision-making, coordination, and communication are essential. The purpose of this study was to examine the relationship between clinical leadership perceptions and teamwork attitudes among healthcare professionals working in emergency healthcare services. Teamwork attitudes are examined within the framework of communication, mutual support, leadership, team structure and situation monitoring dimensions in this study. Methods: This study was conducted with a quantitative research design on 290 healthcare professionals who work in private hospitals and ambulance services in Istanbul. Data were collected using a structured questionnaire consisting of three sections: demographic and work-related questions, the Clinical Leadership Scale, and the Teamwork Attitudes Questionnaire. Frequency distribution analysis, confirmatory factor analysis, correlation, and regression analyses were performed on the collected data by using SPSS and AMOS. Results: Higher perceptions of clinical leadership were positively and significantly associated with all dimensions of teamwork attitudes, including communication, situation monitoring, mutual support, leadership, and team structure. Furthermore, the analysis revealed significant and positive results among these variables. Conclusions: The findings suggest that clinical leadership is closely associated with positive teamwork attitudes in emergency healthcare services. Strengthening clinical leadership competencies and promoting a teamwork-oriented culture may contribute to improving teamwork processes, healthcare quality, and patient safety.Öğe Türü:Öğe, Dil ve konuşma terapisi son sınıf öğrencilerinin ailelerle iş birliği deneyimleri(Dil ve Konuşma Terapistleri Derneği, 2026) Kanbur, Begüm; Oğuz, ÖzlemAmaç: Bu araştırmanın amacı, dil ve konuşma terapisi bölümü 4. sınıf öğrencilerinin klinik uygulamalar sırasında ailelerle kurdukları iş birliğine ilişkin algılarını, karşılaştıkları güçlükleri ve geliştirdikleri stratejileri ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırma, fenomenolojik desenle yürütülen nitel bir çalışmadır. Klinik uygulama stajını yürüten 4. sınıf Dil ve Konuşma Terapisi bölümü öğrencilerinden oluşan 22-24 yaş arası 10 kadın ve 2 erkek olmak üzere 12 katılımcı Amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilmiştir. Görüşme formu araştırmacılar tarafından alanyazın taranarak geliştirilmiş ve uzman görüşleri-pilot uygulama doğrultusunda son hâli verilmiştir. Veriler, sekiz soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formuyla toplanmıştır. Görüşmeler Microsoft Teams üzerinden çevrimiçi olarak yapılmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz yöntemi kullanılmış, inandırıcılığı desteklemek amacıyla katılımcı teyidi gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmanın verileri analiz edilerek “Roller ve Sorumluluklar”, “Terapötik Süreçte Karşılaşılan Güçlükler ve Baş Etme Stratejileri”, “Klinik Uygulamanın İletişimsel ve Profesyonel Becerilerin Gelişimine Katkısı” ve “Klinik Uygulamaya Hazırlık Sürecinde Eksiklikler ve Geliştirilmesi Gerekenler” olmak üzere dört ana tema ve alt temalar belirlenmiştir. Katılımcılar terapötik süreçte iletişim kurma, bilgilendirme, rehberlik etme ve aile katılımını destekleme rollerini benimsediklerini ifade etmiştir. Ailelerin sürece aktif katılımının sağlanması, ev içi uygulamaların izlenmesi ve geri bildirimlerin alınması terapistin sorumlulukları arasında belirtilmiştir. Katılımcıların terapötik süreçte ailelerin bilgi eksiklikleri, devamlılık sorunları ve evde yanlış uygulamaları gibi güçlüklerle karşılaştığı belirlenmiştir. Katılımcılar klinik uygulamanın etkili iletişim kurma, empati geliştirme ve profesyonel dil kullanma becerilerini güçlendirdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcılar teorik eğitimin uygulamaya hazırlık açısından yetersiz kaldığını ve simülasyon, vaka analizi ile süpervizyon destekli çalışmaların eğitime dahil edilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Sonuç: Katılımcıların ailelerle iş birliğin; bilgi paylaşımı, etkili iletişim kurabilme, süreklilik gösteren katılım ve rehberlik süreçleri çerçevesinde tanımladıkları görülmüştür. Terapötik süreçte katılımcıların ailelerden kaynaklanan çeşitli zorluklarla karşılaştıkları ve bu zorlukları farklı stratejiler geliştirerek yönetmeye çalıştıkları belirlenmiştir. Klinik uygulama sürecinin öğrencilerin hem iletişimsel hem de mesleki becerilerini geliştirmede önemli katkı sağladığı görülmüştür. Simülasyon temelli eğitimlerin ve süpervizyon destekli klinik hazırlık süreçlerinin güçlendirilmesi mesleki yeterliğin artırılması açısından önem taşımaktadır.Öğe Türü:Öğe, Human meets machine: Generational differences in the acceptance of artificial intelligence among public relations professionals from a technology acceptance model perspective(Taylor & Francis, 2026) Aydın Aslaner, Duygu; Aydın Tolunay, Gülşah; Aslaner, Ahmet GökçeThis study examines how Generation X and Y public relations (PR) professionals in Türkiye use artificial intelligence (AI) tools. Using the Technology Acceptance Model (TAM), it examines their adoption of AI. The study employs thematic analysis of semi-structured interviews conducted with 16 experts, which were systematically processed and coded using MAXQDA24 to ensure analytical rigor. The research findings highlight the central importance of the “Human Aspect” for both generations. Empathy, trust, emotional connection, and relationship depth are factors that significantly influence PR specialists’ acceptance of AI. These factors, which extend beyond traditional TAM structures, provide a broader perspective on the adoption of AI in human-centred professions. While both groups perceive AI as a potential productivity enabler, they also identify reliability as a significant challenge. The cautious and prudent approach of Generation X to AI is characterised by a focus on quantifiable, concrete benefits. In contrast, Generation Y views AI as a supportive partner or assistant rather than merely a tool.Öğe Türü:Öğe, Legitimizing the Blue Homeland: Historical myth, symbolic statecraft, and the reconstruction of Turkish maritime identity(Taylor & Francis Online, 2026) Özel, MesutWhy do states revive historical figures in foreign policy? This study investigates the instrumentalization of memory in Turkish foreign policy by reviving Ottoman admiral Barbaros Hayrettin Paşa. It argues that his myth is retrofitted onto the ‘Blue Homeland’ maritime doctrine. Using a framework (Realist, Securitization, Critical Security Studies) and qualitative analysis of institutional and public discourses, the study shows how naval professionalization and emulation facilitate this reinvention. This projects realist power, securitizes maritime space as existential, and cultivates neo-Ottoman identity for domestic legitimation. Status-seeking powers leverage such narratives as symbolic statecraft to navigate international hierarchies and engineer domestic consensus.Öğe Türü:Öğe, Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin 55. yılında Avrasya’da güç geçişi ve jeoekonomik bağlantısallık(Çin İş Geliştirme ve Dostluk Derneği, 2026) Çomak, Hasret; Toker, Ege Furkan; Manioğlu, OğuzhanBu makale, Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında ikili ilişkileri güç geçişi, jeoekonomik bağlantısallık ve ekonomik karşılıklı bağımlılık çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın temel sorusu, Türkiye’nin Çin ile bütünleşen Avrasya üretim ve lojistik ağlarında ağırlıklı olarak transit ülke mi kaldığı, yoksa ortak üretim merkezine dönüşme yönünde ölçülebilir ilerleme mi kaydettiğidir. Araştırma, 1971-2026 dönemini kapsayan yapılandırılmış nitel doküman analizine dayanmaktadır. Resmî politika belgeleri, Türkiye’nin dış ticaret verileri, Dünya Bankası koridor raporları, yatırım duyuruları ve hakemli çalışmalar; lojistik kapasite, ticaretin teknoloji bileşimi, doğrudan yatırım, yerel katma değer ve teknoloji transferi göstergeleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Bulgular, Türkiye’nin lojistik konumunun güçlendiğini, ancak üretim merkezi niteliğinin kurumsallaşmadığını göstermektedir. Türkiye, 2023’te Çin’e 3,3 milyar dolar ihracat yapmış, Çin’den 44,98 milyar dolar ithalat gerçekleştirmiş ve 41,7 milyar dolar açık vermiştir. Çin kaynaklı doğrudan yatırım stoku ise yaklaşık 9 milyar dolardır. Bu bulgu, ticaret asimetrisinin sürdüğünü de göstermektedir. Dünya Bankası, gerekli önlemlerle Orta Koridor hacminin 2030’da 11 milyon tona ulaşabileceğini öngörmektedir. Makale, transit ülke ile ortak üretim merkezi ayrımını ölçülebilir göstergelerle açıklamakta ve bağlantısallığın istikrar üretmesini dengeli bağımlılık, kurumsallaşma ve olumlu gelecek beklentilerine bağlamaktadır. Sonuç olarak Türkiye transit ağırlıklı bir ara konumdadır; dönüşüm, yerel tedarik, ortak Ar-Ge, teknoloji transferi ve üçüncü ülkelere ihracat sağlayan yatırımlara bağlıdır.


















