İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü:Öğe,
    Finansal erişimin girişimcilik üzerindeki etkisi: G-7 ülkeleri örneği
    (Melih Topaloğlu, 2023) Karabetyan, Lina
    Amaç – Girişimciler, işletme hedeflerine ulaşmak için sürekli olarak stratejik kararlar almak zorundadır. Bu kararlar, finansal verilere ve analizlere dayandırılarak daha bilinçli ve etkili bir şekilde yapılabilir. Girişimcilerin finansal bilgi ve hizmet erişimine sahip olmaları, işletmenin uzun vadeli başarısı için kritik öneme sahiptir. Çalışmanın amacı, G-7 ülkeleri örneğinde, finans kurumları ile finansal piyasalara erişimin girişimcilik üzerindeki etkisini belirlemektir. Yöntem – Çalışmada girişimcilik, finans kurumlarına erişim ve finansal piyasalara erişim arasındaki kısa ve uzun dönemli ilişkinin analizi, Dumitrescu ve Hurlin (2012) nedensellik testi ile Westerlund ve Edgerton (2007) LM boostrap eşbütünleşme testi kullanılarak yapılmıştır. Bulgular – Nedensellik testi bulguları, finans kurumlarına erişim ile finansal piyasalara erişimden girişimciliğe doğru tek yönli nedensellik ilişkisi olduğunu göstermektedir. Diğer yandan, eşbütünleşme testi bulguları, finans kurumlarına erişim ile finansal piyasalara erişimin uzun dönemde girişimciliği pozitif etkilediğni göstermektedir. Tartışma – Girişimciliğin gerçek potansiyeline ulaşması için, girişimcilerin ihtiyaç duyduğu finansal hizmetlere erişimi olmalıdır. Finansal erişimin geliştirilmesi, sadece girişimciler için değil, tüm ekonomi için de fayda sağlamaktadır. Çalışmanın bulguları hem finans kurumlarına erişimin hem de finansal piyasalara erişimin teorik beklentiler ve ilgili ampirik literatür ile uyumlu olarak, kısa ve uzun dönemde girişimciliğin önemli belirleyicileri olduğunu göstermektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Sınav kaygısı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracı rolü
    (Bilişsel Davranışçı Psikoterapiler Derneği, 2023) Çakıroğlu, Süleyman; Yavuz, Eda; Arpacıoğlu, Selim
    Sınav kaygısı; bireylerin akademik, sosyal ve duygusal yaşamlarında önemli bir sorun haline gelebilmektedir. Bu sorunun ilişkili olduğu faktörlerin araştırılması, önleyici ve tedavi edici müdahale programlarının oluşturulması için önemlidir. Bu araştırmada, psikolojik sağlamlığın sınav kaygısını azalttığı ve bu etkilere bilinçli farkındalığın (mindfulness) aracılık rolünün bulunduğuna yönelik bir model test edilmiştir. Araştırmaya 332’si kadın (%60,7), 215’i erkek (%39,3) olmak üzere toplam 547 lisans ve lisansüstü öğrenci katılmıştır. Araştırmada Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Freiburg Kendindelik Envanteri ve Westside Sınav Kaygısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalığın sınav kaygısı ile negatif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Yapısal eşitlik modelinde yol analizi bulguları, sınav kaygısı ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide bilinçli farkındalığın aracılık rolünün anlamlı düzeyde olduğunu göstermektedir. Sınav kaygısı ile ilgili planlanacak müdahalelerde psikolojik sağlamlık ve bilinçli farkındalık ilişkisinin göz önünde bulundurulması önerilir. Bu amaçla sınav kaygısını yönetmede koruyucu rehberlik etkinliklerinin daha olumlu sonuçlar verebilmesi adına, mevcut ilişkiler farklı bakış açıları sunabilir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    The impact of serum Interleukin-4, Interleukin-10, Interleukin-17A, and Interleukin-22 levels on the development of sporadic ascending aortic aneurysms
    (Ali Cangül, 2023) Batgerel, Ulaankhuu; Özgen, Ayça; Erten Yurdagül, Gaye
    Introduction: Aortic aneurysms are chronic diseases associated with inflammatory/immunological mechanisms. Interleukins (ILs) with pro-inflammatory and anti-inflammatory activities are shown to be related to the development of aortic damage. In this context, this study aims to evaluate the serum IL-4, IL-10, IL-17A, and IL-22 in patients with sporadic thoracic ascending aortic aneurysms. Patients and Methods: The population of this prospective study consisted of all consecutive patients with sporadic ascending aortic aneurysms who underwent thoracic aortic aneurysm repair between November 2019 and September 2022. In the end, 29 patients (the patient group) and 19 healthy voluntary participants without aortic pathology (the control group) were included in the study. The study’s primary outcome was the differences in serum IL levels between the groups. Results: The patient group was significantly older than the control group (p= 0.042). Significantly higher neutrophil-to-lymphocyte ratio (NLR) values were detected in the patient group (p= 0.031). The median IL10 (p= 0.001), IL-17A (p< 0.001), and IL-4 (p< 0.001) levels were significantly lower in the patient group than in the control group. There were no significant correlations between serum IL levels and the aneurysm diameter (p> 0.05). On the other hand, there were moderate correlations between IL-10 and IL-17A (r= 0.409, p= 0.038), IL-10 and IL-22 (r= 0.464, p= 0.017), and IL-17A and IL-4 (r= 0.496, p= 0.006). NLR ≥1.95 was found to be an independent risk factor for sporadic ascending aortic aneurysms [Odds Ratio (OR)= 4.53, 95% confidence interval (CI)= 1.12-21.17, p= 0.040]. Conclusion: IL-10, IL-17A, and IL-4 were significantly lower in patients with sporadic ascending aortic aneurysms larger than 55 mm. NLR was an independent risk factor for sporadic ascending aortic aneurysms. The diameter of the aneurysm was not correlated with ILs. There were positive correlations between IL-10, IL-17A, and IL-4 levels.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuğun değerlendirilmesi
    (Seçkin Yayıncılık, 2023) Sarı, Onur
    Arabuluculuk günümüzde birçok uyuşmazlığın çözümünde önemli bir rol oynamaktadır. Arabuluculuk sayesinde taraf- lar birbirleriyle çatışmadan, hızlı ve az masraflı bir şekilde çözüme ulaşmaktadır. Bir başka deyişle kendi çözümlerini yaratabilmektedir. Arabuluculuk belirli alanlardaysa başvurusu zorunlu bir kurum haline getirilmiştir. Bu alanlardan birisi, çalışma konumuz olan tüketici uyuşmazlıklarıdır. Uyuşmazlığı çözmekle görevli olan tüketici mahkemelerine başvurmadan evvel arabulucuya başvurmak zorunludur. Nitekim arabulucuya başvuru dava şartı olarak düzenlenmiş- tir. Bununla birlikte TKHK m.73/A-1’de düzenlenen ve sınırlı sayıda sayılan hallerde arabulucuya başvurmak zorunlu değildir. Dava şartı arabuluculuk noktasında uyuşmazlığın, TKHK kapsamında kalıp kalmadığı da önem arz eder. Eğer ki uyuşmazlık bir tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamadan kaynaklanıyorsa TKHK uygulanmalıdır. Tüketici işleminden bahsedebilmek için işlemin bir tarafının tüketici, diğer tarafının ise mesleki veya ticari amaçla hareket eden gerçek veya tüzel kişi olması gerekir. Aralarındaki ilişki ise mal veya hizmet konulu her türlü sözleşmeden doğa- bilir. Bazı uyuşmazlıklar hem ticari dava (veya ticari iş) hem de tüketici uyuşmazlığı nitelikleri taşıyabilir. Bu durumda ilgili uyuşmazlığın çözülmesinde görevli mahkeme tüketici mahkemesi olmalıdır.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Ekonomik yaklaşım ilkesi çerçevesinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı
    (Bahçeşehir Üniversitesi, 2024) Yıldız Demirtürk, Bilge
    Vergi yükümlüleri tarafından vergi matrahını azaltmak amacıyla vergiden kaçınma yollarına başvurulabilmektedir. Ekonomik yaklaşım ilkesi, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve işlemin gerçek mahiyetinin belirlenmesini ve vergiden kaçınmaya yönelik olarak tesis edilen işlem veya eylemin özündeki ekonomik gerçekliğin ortaya konulması sağlanır. Devletler gerek iç hukuk sistemlerinde gerekse de uluslararası teşkilatlarla ve diğer devletlerle gerçekleştirdikleri faaliyetlerle vergiden kaçınma hallerine ilişkin olarak önlemler alma amacı güderler. Kurumların da ilişkili kişilerle yaptıkları mal ve/veya hizmet alım satımı sebebiyle vergi matrahını azaltmalarını önlemek amacıyla hem uluslararası boyutta hem de iç hukuk sistemimizde birtakım düzenlemeler yapılmaktadır. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. madde hükmünde yer alan transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesi bu çerçevede ortaya çıkmıştır. Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesi, vergi yükümlüsü kurum tarafından ilişkili kişilerle gerçekleştirilen faaliyetler neticesinde vergi matrahının azaltılmasını önlemek için vergiyi doğuran olay veya işlemdeki gerçek mahiyetini belirlemeyi amaçlar. Bu nedenle transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesi ile vergi hukukumuzda yer alan ekonomik yaklaşım ilkesi yakından ilişkilidir. İşbu çalışmada da ekonomik yaklaşım ilkesi özelinde transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı düzenlemesi üzerinde durulacaktır.