<link rel="stylesheet" href="styles.f3b1fba60ec7970c.css">


İstanbul Kent Üniversitesi Research and Academic Performance System


DSpace@Kent is an integrated information system that unifies the monitoring, analysis and reporting of scientific research and academic performance at İstanbul Kent University.





Recent Submissions

  • Item type:Item,
    Ebeveyn tutumları ve öz şefkatin yetişkinlerde psikolojik sağlamlık ile ilişkisi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 16/07/2025)
    Bulut, Aslı
    u araştırma, algılanan ebeveyn tutumlarının, öz şefkatin ve psikolojik sağlamlığın bireylerin psikolojik dayanıklılıkları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, algılanan ebeveyn tutumları (duygusal sıcaklık, aşırı koruma, reddetme), öz şefkat ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkiler ve sosyodemografik değişkenlerin bu ilişkiler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Ayrıca, öz şefkatin, algılanan ebeveyn tutumları ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide aracı bir rol oynayıp oynamadığı araştırılmıştır. Araştırma, 18-65 yaş aralığındaki yetişkin bireylerden oluşan bir örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların sayısı 251 kişi olarak belirlenmiş ve veriler, Demografik Bilgi Formu, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği ve Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmış, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve Bağımsız Örneklem t-Testi gibi istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, ebeveyn tutumlarının, bireylerin öz şefkat düzeyleri ve psikolojik sağlamlıkları üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, sosyoekonomik düzeyin, cinsiyetin ve yaşın bu ilişkilerde önemli bir rol oynadığı belirlenmiştir. Genç bireylerin ebeveynlerinden daha yüksek düzeyde aşırı koruyuculuk algıladığı, yaş ilerledikçe ise öz sevecenlik, bilinçlilik ve psikolojik sağlamlık gibi olumlu psikolojik özelliklerin arttığı gözlemlenmiştir. Kadınlar, öz yargılama, izolasyon ve aşırı özdeşleşme gibi olumsuz öz duyarlılık boyutlarında daha yüksek puanlar alırken, erkeklerin psikolojik sağlamlıkları daha yüksek bulunmuştur. Sosyoekonomik düzeyin de ebeveyn tutumu algısı ve psikolojik özellikler üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Alt sosyoekonomik düzeydeki bireyler, reddedici ebeveyn tutumlarına daha yüksek oranda sahipken, üst düzeydeki bireylerin sıcaklık algısı, öz sevecenlik ve psikolojik sağlamlık düzeyleri daha yüksek olmuştur. Eğitim düzeyinin yalnızca bazı ebeveyn tutumu boyutlarında anlamlı farklar oluşturduğu, kardeş sayısının ise genel olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgular, bireylerin psikolojik dayanıklılıklarını güçlendirmeyi hedefleyen ruh sağlığı programlarının, demografik özelliklere göre özelleştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, öz duyarlılığın desteklenmesi ile bireylerin içsel güç kaynaklarının artırılabileceği sonucuna varılmıştır.
  • Item type:Item,
    Kırılgan narsisizm ve reddedilme duyarlılığının psikolojik belirtilerle ilişkisinde otantikliğin aracı rolü: Ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinde bir inceleme
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 01/07/2025)
    Keleş, Latife
    Bu araştırmanın amacı bireylerin kırılgan narsisizm ve reddedilme duyarlılığı düzeylerinin psikolojik belirtilerle olan ilişkisini incelemektir. Bunun yanı sıra kırılgan narsisizm ve reddedilme duyarlılığının psikolojik belirtiler üzerindeki etkilerinde otantikliğin aracı rolünü belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmanın örneklemini, ruh sağlığı birimlerine başvuran 18 yaş ve üzeri bireylerden oluşan toplam 251 katılımcı (170 kadın, 81 erkek) oluşturmuştur. Bu katılımcıların 136'sı psikiyatrik tanı almış, 115'i ise tanı almamıştır. Demografik Bilgi Formu, Kırılgan Narsisizm Ölçeği, Reddedilme Duyarlılığı Ölçeği, Otantiklik Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri aracılığıyla çevrimiçi ortamda ve elden toplanmıştır. Veri analizi SPSS programı ve Hayes (2018) tarafından geliştirilen PROCESS Makro Model 4 kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İlk olarak, değişkenlerin dağılımına ilişkin normallik testleri yapılmış ardından; ortalama, standart sapma, frekans ve yüzdelikler raporlanarak betimleyici istatistikler sunulmuştur. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon Analizi ile incelenmiş ve kırılgan narsisizm, reddedilme duyarlılığı ve psikolojik belirtiler arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunurken, otantiklik ile diğer değişkenler arasında negatif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Çalışmada yürütülen hiyerarşik regresyon analizinde, kırılgan narsisizm, reddedilme duyarlılığı ve otantikliğin psikolojik belirtileri anlamlı şekilde yordadığı görülmüş, otantikliğin bu modelde negatif yönlü etkisi olduğu belirlenmiştir. Yapılan aracılık analizlerinde ise kırılgan narsisizm ve reddedilme duyarlılığının psikolojik belirtilerle olan ilişkilerinde otantikliğin kısmi aracı rol üstlendiği görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, literatür bulguları ışığında tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
  • Item type:Item,
    Bağlanmanın labirenti: Kadınlarda sosyal kaygı ve bağlanma stillerinin ilişki doyumuna etkisi: Psikolojik esneklik, algılanan sosyal destek ve partner duyarlılığı rolü
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 16/01/2026)
    Kırbaş Cankurtaran, Merve Funda
    Bu araştırma, sosyal kaygının romantik ilişkilerdeki doyumu nasıl etkilediğini anlamayı ve bu etkiyi bireysel (bağlanma kaygısı, psikolojik esneklik) ve çevresel (algılanan partner duyarlılığı, algılanan sosyal destek) faktörler aracılığıyla incelemeyi amaçlamıştır. Sosyal kaygının ilişki doyumu üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri, çeşitli analiz teknikleriyle kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Araştırmada, anket yoluyla toplanan veriler SPSS 27, Hayes Process Macro ve R programları kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmaya, yaşları 20 ile 61 arasında değişen 349 katılımcı (ortalama yaş = 33.30, SS = 8.23) katılmıştır. Veriler, çevrimiçi platformlar aracılığıyla toplanmış ve analizlerde korelasyon analizi, hiyerarşik regresyon ve moderasyonlu aracılık modeli kullanılmıştır. Bu çok katmanlı analiz yaklaşımı, değişkenler arasındaki ilişkilerin daha derinlemesine anlaşılmasını sağlamıştır. Bulgular, sosyal kaygının ilişki doyumunu dolaylı yollarla etkilediğini ve bu süreçte bağlanma kaygısı, psikolojik esneklik ve algılanan partner duyarlılığının önemli aracı roller üstlendiğini göstermektedir. Özellikle, algılanan sosyal desteğin, algılanan partner duyarlılığı ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide tampon bir rol üstlendiği bulunmuştur. Algılanan sosyal desteğin artması, bireylerin ilişki doyumlarını tanımlarken partnerlerinden aldıkları desteği algılama düzeyini azaltırken; düşük algılanan sosyal destek düzeylerinde, algılanan partner duyarlılığının ilişki doyumu üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum, algılanan sosyal desteğin sosyal kaygı düzeylerine göre değişmekle birlikte, partnerler arasındaki ilişkilerde ilişki doyumu adına koruyucu bir etmen olduğunu göstermektedir. Bulgular, hem kültürel hem de teorik bağlamda önceki çalışmalarla Türkiye bağlamında karşılaştırılarak detaylı bir şekilde tartışılmıştır. Çalışma, Türkiye'de bireysel ve çift terapilerinde ilişki dinamiklerine yönelik geliştirilebilecek yeni yaklaşımlar için değerli bir rehber niteliği taşımaktadır.
  • Item type:Item,
    Yetişkinlerde algılanan ebeveyn tutumları, psikolojik sağlamlık ve öz şefkat düzeyleri ilişkisi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 20/02/2025)
    Azgıt Dönmez, Hazal Sena
    Bu araştırmanın amacı, yetişkinlerde algılanan ebeveyn tutumları, psikolojik sağlamlık ve öz şefkat düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü yetişkin bireyler oluşturmaktadır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 331 kişiden (167 kadın, 164 erkek) oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği, Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği ve Öz-Şefkat Ölçeği kullanılmıştır. Veriler çevrimiçi anket yöntemiyle toplanmış ve SPSS 29 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, annenin aşırı korumacı tutumu ile babanın duygusal sıcaklık tutumu arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki (r=-0.113, p<0.05) ve annenin reddedicilik tutumu ile babanın reddedicilik tutumu arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki (r=0.137, p<0.05) bulunmuştur. Yaş ile annenin duygusal sıcaklık tutumu arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki (r=-.119, p<.05) tespit edilmiştir. Annenin eğitim düzeyine göre yalnızca psikolojik sağlamlık düzeyinin anlamlı olarak farklılaştığı gözlenmiş ve annesi lisans mezunu olan katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyleri, annesi ön lisans mezunu olanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır (p<.05). Cinsiyet değişkenine göre ebeveyn tutumları, psikolojik sağlamlık ve öz şefkat düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.
  • Item type:Item,
    Hastaların İstanbul'da ağız ve diş sağlığı klinikleri seçmelerinde sosyal medyanın etkisi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 24/06/2025)
    Mammadrzayev, Parvız
    "Sağlık yönetiminde sosyal medya kullanımı: İstanbul'da Ağız ve Diş Sağlığı klinikleri üzerine bir araştırma" başlıklı bu çalışma, İstanbul'da olan Ağız ve Diş Sağlığı kliniklerinin sosyal medya kullanımını ve nasıl yönetilmesi gerektiğinin kesişimini incelemektedir Bu çalışma, sosyal medyanın temel kavramlarını ve teorik temellerini ele alır. Ayrıca, işletme yönetiminin teorik ve uygulamalı yönlerini inceler. Çalışma, sosyal medya sitelerinin artan etkisini ve bu sitelerin iletişimden bilgi paylaşımına, işbirliğine ve toplumsal katılmaya kadar çeşitli kullanım alanlarını incelemektedir. Sosyal medya kullanımını daha iyi anlamak için, sosyal ağ teorisi, kullanımlar ve doyumlar teorisi, yeniliklerin yayılımı teorisi ve sosyal varlık teorisi gibi temel teorik yaklaşımlar kullanılmaktadır. Özellikle sağlık yönetimi alanında, araştırma, sosyal medyanın güçlü etkilerini inceleyerek bu teknolojinin sağlık alanında nasıl kullanılabileceğine dair önemli bilgiler sunmaktadır. Sağlık alanında güncel eğilimler, sağlık geliştirme modelleri ve dijital teknolojilerin yönetim süreçlerinde nasıl bir etkisi olduğunu kapsamlı bir şekilde araştırılmıştır. Ayrıca, sosyal medyanın sağlık yönetimine dahil edilmesiyle ortaya çıkan etik sorunlara da değinildi. Mahremiyet, yanlış bilgilendirme ve mobil uygulamaların hasta bakımında oynadığı rol gibi önemli konular tartışıldı. Analiz bölümü, İstanbul'daki Ağız ve Diş Sağlığı kliniklerinin yönetim süreçlerine odaklanır. Bu bağlamda, Instagram ve Facebook gibi popüler uygulamalar derinlemesine vaka analizleriyle incelenmiştir. Çalışmayı tamamlayan bir tartışma bölümü, mevcut literatürle karşılaştırmalar ve İstanbul'daki Ağız ve Diş Sağlığı kliniklerinin geleceği için önemli sonuçlar sunar. Bu tez, özellikle İstanbul'daki Ağız ve Diş Sağlığı kliniklerinin sosyal medyayı yönetmek için nasıl kullanabileceğine dair önemli vaka çalışmaları, analizler ve öneriler sunarak alana değerli bir katkı sağlamaktadır.