İstanbul Kent Üniversitesi Research and Academic Performance System
DSpace@Kent is an integrated information system that unifies the monitoring, analysis and reporting of scientific research and academic performance at İstanbul Kent University.

Recent Submissions
Item type:Item, Pygmalion etkisi ve örgütsel bağlılık ilişkisinde örgütsel adaletin düzenleyici rolü: İstanbul ilindeki sağlık çalışanları üzerinde bir araştırma(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 15/06/2023) Aksen, EfsunAraştırma, Pygmalion etkisi, örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet değişkenlerini incelemektedir. Araştırmada ilk olarak örgütsel bağlılık ve örgütsel adalet kavramları ele alınmış, kavramları etkileyen farklı boyutlar üzerinden yönetici ve çalışan ilişkisi açıklanmıştır. Sonrasında Pygmalion etkisi ve kavramın etkilendiği boyutlar ele alınarak örgütsel bağlılık ile ilişkisi açıklanmıştır. Veri toplama yöntemi olarak anket uygulaması belirlenmiş, uygulama Google Forms web sitesi üzerinden yapılmıştır. Anket, birden fazla yönetici ve o yöneticiye bağlı en az 2 çalışanın olduğu çalışma gruplarında uygulanmıştır. Toplamda 404 kişiye ulaşılmıştır. Alan yazını taraması sonucunda güvenirlik analizleri göz önünde bulundurularak Örgütsel Bağlılık Ölçeği, Örgütsel Adalet Ölçeği ve Pygmalion Tutum İndeksi ölçme araçları olarak belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler değerlendirilmiş ve araştırmanın hipotezleri doğrulanmıştır. Araştırma sonuçları, çalışanların örgütsel bağlılık düzeylerinin Pygmalion etkisine bağlı olarak değişkenlik gösterebileceğini, algılanan beklentiler doğrultusunda çalışanların duygusal, normatif ve devamlılık bağlılığının etkilenebileceğini göstermiştir. Yapılan analizlerin sonuçları, örgütsel bağlılık ve Pygmalion etkisi arasındaki ilişkide örgütsel adaletin düzenleyici bir role sahip olduğunu göstermiştir.Item type:Item, Yetişkinlerde öz yeterlik, değerler ve sosyal güvende hissetme arasındaki ilişkiler(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 20/06/2023) Çelik, EsinBu çalışmanın amacı, yetişkinlerde öz yeterlik, değerler ve sosyal güvende hissetme arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırma nicel araştırma deseni içerisinde yer alan ilişkisel tarama modeliyle yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 21 yaş ve üzeri yetişkinler oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminde ise araştırmaya gönüllü olarak katılan 21 yaş ve üzeri 517 kişi yer almıştır. Bu araştırmada veri toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu ile birlikte Genel Öz Yeterlik Ölçeği, Değerler Ölçeğ ve Sosyal Güvende Hissetme ve Memnuniyet Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma bulguları incelendiğinde, genel öz yeterlilik düzeyleri ile değerler ve sosyal güvende hissetme ve memnuniyet düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Katılımcıların genel öz yeterlilik düzeyleri arttıkça değerler ve sosyal güvende hissetme ve memnuniyet düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Ek olarak, değerler düzeyi ile sosyal güvende hissetme ve memnuniyet düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Katılımcıların değerler düzeyi artıkça sosyal güvende hissetme ve memnuniyet düzeylerinin de arttığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili yazın temelinde tartışılmıştır.Item type:Item, Alkol madde bağımlısı bireylerde depresyon ve anksiyetenin çocuklukta algılanan ebeveyn tutumlarıyla ilişkisinin incelenmesi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 09/06/2023) Akyel, Makbule GülşahAlkol ve madde bağımlılığı, toplumların ve bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığını olumsuz yönde etkileyen ruhsal bir rahatsızlıktır. Alkol madde bağımlılığına sıklıkla depresyon ve anksiyete bozukluklarının eşlik ettiği bilinmektedir (Ögel, 2010: 34; Ercan ve Alikaşifoğlu, 2009:3). Araştırmalara göre alkol madde bağımlılığı, depresyon ve anksiyete bozuklukları ile anne baba tutumları arasında ilişki olduğu görülmektedir (Erözkan, 2009; Başer, 2020: 10). Otoriter anne baba tutumları arttıkça alkol/madde bağımlılığı ve anksiyete riskinin yüksek olduğunu (Kuzgun ve Eldeleklioğlu, 2005; Başer, 2020: 10) demokratik anne baba tutumu arttıkça alkol/madde bağımlılığı, depresyon ve anksiyete sıklığının azaldığını gösteren araştırmalar bulunmaktadır (Ceylan, Binay, Yalçın ve ark., 2016:10). Bu bağlamda; bu araştırmanın amacı alkol ve madde bağımlısı bireylerde depresyon ve anksiyetenin çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları ile ilişkisinin incelenmesidir. Araştırmaya 120 erkek, 30 kadın olmak üzere 150 kişi katılmıştır. Katılımcılara; Kişisel Bilgi Formu, Bağımlılık Profil İndeksi (BAPİ-K), Algılanan Anne Baba Tutum Ölçeği (ABTÖ) araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Araştırmada depresyon, anksiyete ve bağımlılık düzeyi ile çocuklukta algılanan ebeveyn tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesinde Pearson korelasyon analizi uygulanırken; alkol ve madde bağımlısı bireylerin depresyon, anksiyete ve bağımlılık düzeyi ile çocuklukta algılanan ebeveyn tutumlarının demografik değişkenlere göre incelenmesi bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü ANOVA analizi ile yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre; depresyon, anksiyete ve bağımlılık düzeylerinin çocuklukta algılanan ebeveyn tutumları ve ebeveyn tutumlarının alt boyutları olan kabul/ilgi, psikolojik özerklik ve kontrol/denetleme ile anlamlı bir ilişkisi olmadığı görülmektedir. Ancak; bağımlı bireylerin depresyon ve anksiyete düzeyinin yaşa bağlı olarak farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sonuç olarak; alkol madde bağımlısı bireylerde depresyon ve anksiyete ile çocuklukta algıladıkları ebeveyn tutumu arasında ilişkinin olmadığı; yalnızca yaşa bağlı depresyon ve anksiyete düzeyinin farklılık gösterdiği bulunmuştur.Item type:Item, Çatışma sonrası kentlerde rejeneratif süreklilik: Kamusallık, kentsel müşterekler ve çatışma duyarlı normatif öncelikler(Ahmet Fidan, 2026) Bengü, DevranBu çalışma, çatışma sonrasında fiziksel yıkımın, kurumsal çözülmenin, meşruiyet krizinin ve topluluklar arası güven kaybının sürdüğü kentlere odaklanmaktadır. Temel araştırma sorusu, bu kentlerde rejeneratif sürekliliğin hangi toplumsal, kurumsal ve ilişkisel koşullar altında kurulabileceğidir. Çalışma, literatüre dayalı kuramsal-kavramsal bir araştırma olarak rejeneratif tasarım, kamusallık ve katılım, kentsel müşterekler ve çatışma sonrası literatürlerini sekiz aşamalı Kavramsal Çerçeve Çözümlemesi aracılığıyla bütünleştirmektedir. Altıncı aşamadaki sentez ve yeniden sentez işlemi, kırılganlık kümesi → süreklilik bileşeni → işleyiş mekanizması → normatif öncelik zincirine dayanan mekanizma temelli normatif türetimle genişletilmiştir. Çözümleme, kamusallık ile kentsel müşterekler arasındaki ilişkinin rejeneratif sürekliliğin üç bileşenini birlikte açıklayan temel analitik bağı oluşturduğunu göstermektedir: toplumsal sahiplenme ve meşruiyet, bakım ve işletme sürekliliği, kurumsallaşma ve yönetişim kapasitesi. Çatışma sonrası sorun alanları, baskın zayıflatma etkilerine göre üç kırılganlık kümesinde düzenlenmiştir: kamusal meşruiyet ve temsiliyet kırılganlığı; kurumsal işleyiş ve işletme sürekliliğindeki kırılganlık; ilişkiye bağlı güven ve kolektif eylem kırılganlığı. Kümeler, baskın biçimde zayıflattıkları süreklilik bileşenleri ile ilgili kamusal, kurumsal ve ilişkisel işleyiş mekanizmalarıyla ilişkilendirilmiştir. Bu eşleştirme sonucunda altı çatışma duyarlı normatif öncelik türetilmiştir: kapsayıcı erişim, müzakereci kapasite, yönetişimsel hesap verebilirlik, çok ölçekli eş güdüm, ortak işletme sürekliliği ve ilişkiye bağlı güven inşası. Çalışma, meşruiyet, bakım ve işletme, yönetişim ve güven ilişkilerini geri izlenebilir bir türetim düzeninde bir araya getirerek bağlamsal değerlendirme ve önceliklendirmeye açık, analitik olarak temellendirilmiş bir normatif çerçeve sunmaktadır.Item type:Item, Evlilik uyumunun karanlık üçlü kişilik özellikleri ve bağışlayıcılık tarafından yordanması(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 24/01/2023) Albayrak Yetkin, ZeynepBu araştırmada, evli bireylerde çift uyumu, karanlık üçlü kişilik özellikleri ve bağışlayıcılık düzeyleri incelenmiştir. Evlilik uyumunun karanlık üçlü kişilik özellikleri ve bağışlayıcılık düzeyleri tarafından yordayıcılığın incelendiği araştırmaya 309 evli birey katılmıştır. Katılımcılara "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Çift Uyum Ölçeği", "Karanlık Üçlü Kişilik Ölçeği" ve "Kişilerarası İlişkilerde Affetme Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, katılımcıların cinsiyet, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, çalışma durumu, evlilik süresi, çocuk sahibi olma durumu bakımından çift uyumu düzeylerinin farklılık gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların cinsiyet, gelir düzeyi, eğitim düzeyi, psikolojik destek alma durumu değişkenleri bakımından bağışlayıcılık puanlarında anlamlı farklılık olduğu bulunmuştur. Karanlık üçlü kişilik özelliklerine yönelik bulgular incelendiğinde, cinsiyet, eğitim düzeyi, çalışma durumu, gelir düzeyi, psikolojik destek almış olma durumu ve şu an psikolojik desteğe devam etme durumu bakımından anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Evlilik uyumunun bağışlayıcılık ve karanlık üçlü kişilik özellikleriyle ilişkisi incelendiğinde evlilik uyumunun bağışlayıcılık ile pozitif yönlü; karanlık üçlü kişilik özellikleri olan narsisizm, makyavelizm ve psikopati ile negatif ilişkili olduğu bulunmuştur. Evlilik uyumunun bağışlayıcılık ve karanlık üçlü kişilik özellikleri tarafından yordanmasına ilişkin bulgular incelendiğinde, psikopati kişilik özelliği ve durumu affetme alt boyutlarının evlilik uyumunu anlamlı düzeyde yordadığı sonucu elde edilmiştir. Elde edilen sonuçların çiftlere yönelik geliştirilecek uygulamalara katkı sağlayabileceği ve ileri araştırmalarda elde edilen bulguların genişletilebileceği düşünülmektedir.


















