<link rel="stylesheet" href="styles.f3b1fba60ec7970c.css">


İstanbul Kent Üniversitesi Research and Academic Performance System


DSpace@Kent is an integrated information system that unifies the monitoring, analysis and reporting of scientific research and academic performance at İstanbul Kent University.





Recent Submissions

  • Item type:Item,
    Protective effect of Cyclotrichium niveum on gentamicin-induced nephrotoxicity in rats
    (MDPI, 2026)
    Özsayın, Gazihan Harun
    ;
    Yorulmaz Özü, Özlem
    ;
    Güven, Umay Merve
    ;
    Demirci Kayıran, Serpil
    ;
    Kuyucu, Yurdun
    Gentamicin is an aminoglycoside antibiotic and has therapeutic importance in the treatment of Gram-negative aerobic bacterial infections. However, its clinical use is limited by nephrotoxicity, in which oxidative stress plays an important role. In this study, we investigated the protective effects of Cyclotrichium niveum, an endemic plant with antioxidant properties, against gentamicin-induced nephrotoxicity in rats. Renal injury and protection were assessed using blood urea nitrogen (BUN) and serum creatinine as markers of renal function, malondialdehyde (MDA) as a marker of oxidative stress, and histopathological evaluation of renal cortical injury. We first characterized the chemical composition of C. niveum essential oil (EO) by GC-MS, identifying pulegone as its major constituent (79.6%). Next, we evaluated the in vitro antioxidant activity of EO and isolated pulegone using the DPPH assay. Their protective effects were then examined in vivo at two dose levels each (EO, 200 and 400 mg/kg/day; pulegone, 50 and 100 mg/kg/day, p.o.) in rats receiving gentamicin (100 mg/kg/day, i.m.) for 8 days. Both EO and pulegone exhibited DPPH radical-scavenging activity. Gentamicin induced pronounced renal injury, whereas co-administration of either EO or pulegone provided protection, with more pronounced effects at the higher doses. In particular, gentamicin increased BUN and creatinine 2.74- and 2.37-fold, respectively (p < 0.001 for both), and produced grade 4–5 cortical injury in all histologically evaluated animals. At the higher doses, EO and pulegone reduced BUN by 56% and 64%, respectively (p = 0.042 and p < 0.001), and MDA by 57% and 55%, respectively (p = 0.006 for both). Pulegone additionally reduced creatinine by 39% (p = 0.041). Both treatments significantly improved histopathological injury grade (p = 0.002 and p = 0.008 for EO and pulegone, respectively). Together, these findings demonstrate that C. niveum EO and pulegone attenuate gentamicin-induced renal injury across functional, oxidative, and structural measures, with the strongest protection observed at the higher doses. Their in vitro antioxidant activity and attenuation of lipid peroxidation in vivo support an antioxidant contribution to the nephroprotective response, while the activity of isolated pulegone identifies it as an important bioactive contributor to the protective effects of C. niveum EO.
  • Item type:Item,
    Sivil toplum kuruluşunda çalışan profesyonellerin tükenmişliğini yordayan faktörler: Bilişsel duygu düzenleme stratejileri, stresle başa çıkma tarzları ve algıladıkları kurumsal destek
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 12/02/2025)
    Mülayim, Büşra Sultan
    Sivil toplum kuruluşlarında (STK) çalışan profesyonellerin tükenmişlik düzeylerini yordayan faktörlerin incelendiği bu çalışmada, tükenmişlik ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri, stresle başa çıkma tarzları ve algılanan kurumsal destek arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizleri sonucunda çeşitli demografik değişkenler (görev tanımı, toplam çalışma süresi gibi) ile tükenmişlik arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<.05). Değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakmak için Pearson korelasyonu yapılmış ve tükenmişlik ile anlamlı ilişkiye rastlanan alt boyutlar ele alınarak basit doğrusal regresyon yapılmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden; kendini suçlama, kabul etme, yıkım ve diğerlerini suçlama stratejileri mesleki tükenmişliği anlamlı pozitif yönde, pozitif gözden geçirme stratejisi ise negatif yönde yordamaktadır (p<.001). Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin mesleki tükenmişliğin %40'ını yordadığı görülmektedir. Stresle başa çıkma stratejilerinden; iyimser yaklaşım ve çaresizlik/kendini suçlama, mesleki tükenmişliği anlamlı şekilde yordamaktadır (p<.001). Söz konusu yordayıcılık %21 düzeyindedir. Algılanan kurumsal destek, mesleki tükenmişliği anlamlı düzeyde yordamaktadır (p<.001). Bu yordama ise %47 düzeyinde en güçlü yordayıcıdır. Son olarak hiyerarşik regresyon analizi yapılmış ve her bir bağımsız değişkenin modele katkıları aşamalara göre incelendiğinde sivil toplumda çalışma süresinin ilk aşamada, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin eklendiği ikinci aşamada, stresle başa çıkma stratejilerinin eklendiği üçüncü aşamada modeli yordamadaki anlamlılığının devam ettiği; ancak algılanan kurumsal desteğin eklendiği dördüncü aşamada ise mesleki tükenmişliği yordamadaki gücünün ortadan kalktığı görülmüştür. Sivil toplum kuruluşlarında (STK) çalışan profesyonellerin tükenmişlik düzeylerini yordayan faktörlerin incelendiği bu çalışmada, tükenmişlik ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri, stresle başa çıkma tarzları ve algılanan kurumsal destek arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizleri sonucunda çeşitli demografik değişkenler (görev tanımı, toplam çalışma süresi gibi) ile tükenmişlik arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<.05). Değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakmak için Pearson korelasyonu yapılmış ve tükenmişlik ile anlamlı ilişkiye rastlanan alt boyutlar ele alınarak basit doğrusal regresyon yapılmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden; kendini suçlama, kabul etme, yıkım ve diğerlerini suçlama stratejileri mesleki tükenmişliği anlamlı pozitif yönde, pozitif gözden geçirme stratejisi ise negatif yönde yordamaktadır (p<.001). Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin mesleki tükenmişliğin %40'ını yordadığı görülmektedir. Stresle başa çıkma stratejilerinden; iyimser yaklaşım ve çaresizlik/kendini suçlama, mesleki tükenmişliği anlamlı şekilde yordamaktadır (p<.001). Söz konusu yordayıcılık %21 düzeyindedir. Algılanan kurumsal destek, mesleki tükenmişliği anlamlı düzeyde yordamaktadır (p<.001). Bu yordama ise %47 düzeyinde en güçlü yordayıcıdır. Son olarak hiyerarşik regresyon analizi yapılmış ve her bir bağımsız değişkenin modele katkıları aşamalara göre incelendiğinde sivil toplumda çalışma süresinin ilk aşamada, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin eklendiği ikinci aşamada, stresle başa çıkma stratejilerinin eklendiği üçüncü aşamada modeli yordamadaki anlamlılığının devam ettiği; ancak algılanan kurumsal desteğin eklendiği dördüncü aşamada ise mesleki tükenmişliği yordamadaki gücünün ortadan kalktığı görülmüştür. Sivil toplum kuruluşlarında (STK) çalışan profesyonellerin tükenmişlik düzeylerini yordayan faktörlerin incelendiği bu çalışmada, tükenmişlik ile bilişsel duygu düzenleme stratejileri, stresle başa çıkma tarzları ve algılanan kurumsal destek arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bağımsız t testi ve tek yönlü varyans analizleri sonucunda çeşitli demografik değişkenler (görev tanımı, toplam çalışma süresi gibi) ile tükenmişlik arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (p<.05). Değişkenlerin arasındaki ilişkiye bakmak için Pearson korelasyonu yapılmış ve tükenmişlik ile anlamlı ilişkiye rastlanan alt boyutlar ele alınarak basit doğrusal regresyon yapılmıştır. Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden; kendini suçlama, kabul etme, yıkım ve diğerlerini suçlama stratejileri mesleki tükenmişliği anlamlı pozitif yönde, pozitif gözden geçirme stratejisi ise negatif yönde yordamaktadır (p<.001). Bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin mesleki tükenmişliğin %40'ını yordadığı görülmektedir. Stresle başa çıkma stratejilerinden; iyimser yaklaşım ve çaresizlik/kendini suçlama, mesleki tükenmişliği anlamlı şekilde yordamaktadır (p<.001). Söz konusu yordayıcılık %21 düzeyindedir. Algılanan kurumsal destek, mesleki tükenmişliği anlamlı düzeyde yordamaktadır (p<.001). Bu yordama ise %47 düzeyinde en güçlü yordayıcıdır. Son olarak hiyerarşik regresyon analizi yapılmış ve her bir bağımsız değişkenin modele katkıları aşamalara göre incelendiğinde sivil toplumda çalışma süresinin ilk aşamada, bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin eklendiği ikinci aşamada, stresle başa çıkma stratejilerinin eklendiği üçüncü aşamada modeli yordamadaki anlamlılığının devam ettiği; ancak algılanan kurumsal desteğin eklendiği dördüncü aşamada ise mesleki tükenmişliği yordamadaki gücünün ortadan kalktığı görülmüştür.
  • Item type:Item,
    Aldatmaya yönelik niyet yordayıcıları: Evlilikte bağlanma yaralanmaları, evlilik uyumu ve bağlanma stilleri açısından inceleme
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 01/07/2025)
    Kaya, Ezginur
    İlişkilerde ortaya çıkan aldatma davranışı hem bireyi hem de ilişkiyi olumsuz etkileyen; psikolojik ve fiziksel sağlık üzerinde çeşitli sonuçlar doğurabilen ve daha geniş bir perspektiften bakıldığında toplumsal iyilik halini de etkileyebilecek önemli bir sorundur. Bu araştırmada evlilik ilişkisinde olan bireylerin aldatmaya yönelik niyetini evlilik uyumu, evlilikte bağlanma yaralanmaları ve bağlanma stilleri gibi bireysel ve ilişkisel faktörler bağlamında incelenmesi amaçlamıştır. Bu kapsamda çalışmanın örneklemini kolayda örnekleme yöntemiyle ulaşılmış olan 292 kadın 123 erkek olmak üzere 18-65 yaş aralığındaki 415 kişi oluşturmaktadır. Çalışmada Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II, Evlilikte Bağlanma Yaralanmaları Ölçeği, Evlilik Uyumu Ölçeği, Aldatmaya Yönelik Niyet Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Başlangıç olarak kullanılan ölçeklerin güvenilirlik analizleri yapılmış, demografik verilerden olan; cinsiyet, evlilik süresi, çocuk sayısı değişkenlerinin aldatma niyetini farklılaştırıp farklılaştırmadığını incelemek için t testi yapılmış, değişkenlerin birbiriyle olan ilişkisini incelemek için korelasyon analizi yapılmış ve son olarak bağımsız değişkenlerin bağımlı değişken üzerine yordayıcı etkisine değerlendirmek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Analizlere göre; aldatmaya yönelik niyetin çocuk sahibi olup olmamaya ve evlilik süresine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı, cinsiyete göre ise anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulgulanmıştır. Evli yetişkinlerde kaygılı ve kaçıngan bağlanma stili ve bağlanma yaralanmaları ile aldatma niyeti arasında pozitif yönde, evlilik uyumu ile aldatma niyeti arasında negatif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer yandan evli yetişkinlerde kaygılı bağlanma stili aldatma niyetini pozitif yönde, evlilik uyumu ise negatif yönde yordamaktadır. Kaçıngan bağlanma stili ve evlilikte bağlanma yaralanmalarının aldatma niyetini yordayıcı bir etkisi bulunamamıştır.
  • Item type:Item,
    Üniversite öğrencilerinde özgüven, sosyal onay ihtiyacı ve ilişki doyumunun beden algısı üzerindeki etkisi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 02/01/2025)
    Aydın, Ece
    Bu araştırmada kişinin kendi beden algısını 3 farklı alanda inceleyeceğiz. Bu alanlar toplumsal alan, bireysel alan ve partner ilişkisi alanı olarak üçe ayrılıyor. Toplumsal alanı toplumsal onay ihtiyacını ölçerek, bireysel alanı öz yeterlilik kavramını ölçerek, partner ilişkisi alanını da ilişki doyumunu ölçerek tanımlayacağım. Yani bu araştırmada yetişkinlerde öz yeterlilik, sosyal onay ihtiyacı ve ilişki doyumunun beden algısı üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Kavramlar ve onları etkileyen kavramlar tanımlanacak, hepsinin arasındaki ilişkilerin ortaya konulacak ve ardından her bir değişkenin beden algısının üzerine etkisini hipotezlerle test edilecektir. Nicel araştırma yöntemleri kullanılarak, açıklayıcı araştırma tasarımı ile anket tekniği kullanılarak veriler toplanıp, sosyal onay ihtiyacının, öz yeterliliğin ve ilişki doyumunun beden algısına etkisi çoklu regresyon analizi ile incelenecektir. Katılımcıların demografik özelliklerine göre t-test ve korelasyon analizleri kullanılarak karşılaştırmalar yapılacaktır. Araştırmada katılımcılar 18-35 yaş grubundan seçilecektir. Hem kadınlar hem erkekler araştırmanın örneklemini oluşturacaktır ve bu örneklem toplamda 122 kişi olacaktır. Araştırmada amaçlı örneklem yöntemi tercih edilecektir. Çünkü araştırmada hedef kitle yetişkin kategorisindeki Bilgi Üniversitesi öğrencileri olacaktır ve araştırmada sadece partneri olan katılımcılara yer verilecektir. Katılımcılara online anket seçeneği ile oluşturulan anket formları iletilecektir. Elde edilen veriler üzerinden istatistiksel analizler yapılacak ve raporlanacaktır.
  • Item type:Item,
    Mesleki yılgınlığın işten ayrılma niyeti üzerine etkisinin değerlendirilmesi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 14/05/2025)
    Çaçak, Derya
    Bu çalışma, sağlık çalışanlarında mesleki yılgınlığın işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Sağlık sektörü, yoğun iş yükü, zaman baskısı ve duygusal emek gerektiren dinamik bir çalışma ortamına sahiptir. Bu durum, çalışanların fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını olumsuz yönde etkileyerek mesleki yılgınlık düzeylerinin artmasına neden olabilmektedir. Mesleki yılgınlık; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinin azalması ile karakterize edilen bir sendrom olarak tanımlanmakta olup, çalışanların işlerine yönelik motivasyon kaybı yaşamasına ve uzun vadede işten ayrılma niyetinin güçlenmesine yol açabilmektedir. Bu bağlamda, çalışmada sağlık çalışanlarının mesleki yılgınlık seviyeleri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki analiz edilmiş ve mesleki yılgınlığın işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma kapsamında sağlık çalışanlarına uygulanan anketler aracılığıyla veriler toplanmış ve istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, mesleki yılgınlık düzeyi yüksek olan bireylerin işten ayrılma niyetinin anlamlı düzeyde arttığını ortaya koymaktadır. Özellikle, duygusal tükenme düzeyi yüksek olan çalışanların, çalışma hayatlarına devam etme konusunda daha kararsız olduğu ve işten ayrılma eğilimlerinin güçlendiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, sağlık kurumlarının mesleki yılgınlık düzeylerini azaltmaya yönelik stratejiler geliştirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluşunun desteklenmesi, yalnızca bireysel refah açısından değil, aynı zamanda sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılması bağlamında da kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, sağlık yönetimi alanında mesleki yılgınlığın önlenmesine yönelik politikalar oluşturulması, çalışan bağlılığının artırılması ve işten ayrılma oranlarının azaltılması adına önemli bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın bulgularının, sağlık yönetimi alanındaki gelecekteki araştırmalara katkı sağlaması beklenmektedir.