İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü:Öğe, Short-term effects of targeted movement training on gait kinematics in children with juvenile idiopathic arthritis: A motion analysis study(MDPI, 2026) Özbal, Sibel; Albayrak, Asya; Yekdaneh, Asena; Dönmez, İrem; Aktay Ayaz, Nuray; Arman, Nilay; Argunsah, HandeBackground: Children with juvenile idiopathic arthritis (JIA) exhibit gait abnormalities, postural instability, and compensatory movement strategies due to joint pain, inflammation, and reduced neuromuscular control. These alterations negatively affect functional mobility and movement efficiency. Although gait retraining is commonly recommended in rehabilitation, objective evidence on its short-term biomechanical effects remains limited. This study aimed to evaluate the immediate impact of a single-session standardized movement training intervention on gait biomechanics in children with JIA. Methods: Seventeen children with JIA underwent pre–post gait assessments using the Xsens MVN Awinda wearable motion capture system. The intervention focused on step symmetry, stride length, heel–toe progression, and upright trunk posture, delivered by an experienced physiotherapist following a standardized protocol. Scalar kinematic outcomes were analyzed using paired statistical tests, and time-normalized kinematic waveforms were compared with healthy reference data from 25 age-matched participants derived from the COMPWALK-ACL dataset. Results: Significant improvements were observed in multiple gait parameters following the intervention. Trunk lateral lean decreased significantly (p = 0.0002; d = −1.35), indicating enhanced postural stability. Significant changes were also found in ankle dorsiflexion–plantarflexion (p = 0.0081; d = 0.83) and knee flexion–extension (p = 0.0252; d = 0.68). Waveform analyses showed increased similarity to healthy patterns, particularly in trunk and knee kinematics. Spatiotemporal parameters reflected a slower, more controlled gait pattern, with increased stride time and stance duration. Conclusions: A single session of standardized movement training can produce immediate improvements in gait biomechanics in children with JIA, especially in trunk control and lower-limb kinematics. Wearable motion analysis provides a sensitive tool for detecting these short-term adaptations and supports the inclusion of structured movement training in pediatric JIA rehabilitation.Öğe Türü:Öğe, Okul öncesi dönemde felsefe temelli eğitim (P4C) uygulamaları: Eleştirel düşünme ve perspektif alma becerilerine yönelik deneysel bir inceleme(Hatice Bekir, 2025) Boynueyri, Gizem Nur; Güven, GülçinAmaç: Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde uygulanan felsefe temelli eğitim programının (P4C), çocukların eleştirel düşünme ve bakış açısı alma becerileri üzerindeki etkisini incelemektir. Yöntem: Bu çalışma, 60–72 aylık çocuklar üzerinde felsefi temelli eğitimin etkilerini incelemek amacıyla karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık model kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında İstanbul’un Ataşehir ve Bahçelievler ilçelerinde Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı altı anaokulunda öğrenim gören, 60-72 aylık 48 çocuk oluşturmuştur. Örneklem seçiminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Deney grubundaki 24 çocuk 12 hafta boyunca haftada bir gün olmak üzere toplam 12 felsefe (P4C) oturumuna katılmış, kontrol grubundaki 24 çocuk ise mevcut müfredata devam etmiştir. Veri toplama araçları olarak; demografik bilgiler için araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, “5-6 Yaş Çocuklar İçin Felsefi Sorgulama Yoluyla Eleştirel Düşünmenin Değerlendirilmesi Ölçeği” ve “Çocuklar İçin Bakış Açısı Alma Testi” kullanılmıştır. Veri analizi SPSS 25.0 programı ile gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Araştırmanın nicel bulgularına göre, deney grubunda uygulanan felsefe temelli eğitim programının çocukların eleştirel düşünme ve özellikle bilişsel (p<0.001) –duygusal (p<0.001) bakış açısı becerilerinde anlamlı gelişme sağladığı saptanmıştır. Ayrıca, nitel bulgular çocukların düşüncelerini gerekçelendirme, farklı görüşleri değerlendirme ve tartışmalara daha aktif katılma davranışlarında belirgin artış olduğunu ortaya koymuştur. Öğretmen görüşleri de çocukların iletişim kurma, soru sorma ve arkadaşlarının bakış açısını anlama konularında önceki döneme kıyasla daha olgun ve yapıcı tepkiler verdiklerini göstermektedir. Sonuçlar: P4C temelli eğitim programı, deney grubundaki çocukların eleştirel düşünme ve özellikle bilişsel-duygusal bakış açısı alma becerilerinde anlamlı gelişmeler sağlamıştır. Ayrıca, felsefi sorgulama ile dil, bilişsel beceriler ve eleştirel düşünme arasında güçlü ilişkiler gözlenmiştir. Öğretmen görüşleri de bu gelişmeleri destekler niteliktedir. Bunun yanı sıra, programın çocukların iletişim becerileri, tartışma kültürü ve sosyal etkileşim süreçlerinde olumlu değişimler yarattığı görülmüştür. Çocukların düşüncelerini gerekçelendirme, akranlarının fikirlerine saygı gösterme ve farklı bakış açılarını değerlendirme davranışlarında belirgin bir ilerleme gözlenmiştir.Öğe Türü:Öğe, Yetişkin hastaların sağlık okuryazarlık düzeyine göre acil servisi kullanma durumları ve etkileyen faktörler(Halk Sağlığı Hemşireliği Derneği, 2025) Çalık, Mehmet; Kolaç, NurcanAmaç: Bu araştırma yetişkin hastaların sağlık okuryazarlığı düzeyine göre acil servisi kullanım durumları ve etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla tanımlayıcı ilişkisel bir çalışma olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, Temmuz-Ekim 2024 tarihleri arasında İstanbul ili Avrupa Yakası’nda bulunan devlete bağlı bir hastanenin acil servisine başvuran 450 hasta ile gerçekleştirilmiştir. Veriler, Tanımlayıcı Bilgi Formu ve Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (TSOY-32) kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizi, tanımlayıcı istatistikler, anlamlı farkların belirlenmesi için ki-kare testi ve t-testleri ile yapılmış, sağlık okuryazarlığının acil servise başvuru sıklığıyla olan ilişkisi incelenmiştir. Bulgular: Katılımcıların genel sağlık okuryazarlığı değerlendirildiğinde %14.2’sinin yetersiz düzeyde, %36.7’sinin sorunlu-sınırlı düzeyde, %30’unun yeterli düzeyde, %19.1’inin ise mükemmel düzeyde sağlık okuryazarlığına sahip olduğu saptanmıştır. Katılımcıların yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve meslekleri ile Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçek puanları arasında anlamlı fark bulunmuştur (p< .001). Katılımcıların genel sağlık okuryazarlık düzeyi değerlendirildiğinde 18-24 ve 25-34 yaş arasındaki katılımcıların genel sağlık okuryazarlığı düzeyi 45-65 yaş grubuna göre daha yüksek bulunmuştur (p<.05). Hastalıklardan Korunma / Sağlığın Geliştirilmesi alt boyutundan elde edilen ortalama puanın 33.04±9.71 olduğu saptanmıştır. Katılımcıların genel sağlık okuryazarlığı ölçeğinin, tedavi ve hizmete yönelik alt boyut puanları ile hastalıklardan korunma ve sağlığın geliştirilmesine yönelik alt boyut puanları arasında pozitif yönde, yüksek düzeyde, anlamlı doğrusal bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<.001). Sonuç: Katılımcıların tedavi ve hizmete yönelik sağlık okuryazarlığı ile hastalıklardan korunma ve sağlığın geliştirilmesine yönelik sağlık okuryazarlığı düzeyi arttıkça, genel sağlık okuryazarlığı düzeyi de artmıştır. Eğitim seviyesi düşük olan bireylerin tedavi ve bakım süreçlerinde, sağlık okuryazarlığı düzeylerini artırmak amacıyla halk sağlığı çalışanlarının toplumda daha fazla sağlığı geliştirici çalışmalar yapmaları önerilir.Öğe Türü:Öğe, İmmatür daimi dişlerde uygulanan rejeneratif endodontik tedaviler(İstanbul Aydın Üniversitesi, 2025) Genç, Ayşe Süeda; Kocaaydın, Siminİmmatür daimi dişler, gelişimleri esnasında travma, çürük veya gelişimsel anomaliler sebebiyle vitalitelerini kaybedebilmektedir. Pulpa vitalitesini kaybetmiş dişlerin kök gelişiminin durması ile, apikal gelişim sekteye uğramakta ve kök dentin duvarları yeterli kalınlığa ulaşamamaktadır. Çocuk diş hekimleri için zorlu bir prosedür olan immatür ve devital dişlerin endodontik tedavisi, teknik açıdan hassasiyet gerektirmektedir. Ayrıca ilerleyen zamanlarda zayıf diş dokusu sebebi ile kök kırığı riski artmaktadır. Apeksifikasyon, vital olmayan immatür dişlerde kök ucunda kalsifik bir bariyer oluşturarak endodontik tedavinin yapılmasını sağlayan ve cerrahi olmayan bir yöntemdir. Ancak hem Ca(OH)2 hem de MTA ile yapılan apeksifikasyon tedavileri, ince dentin duvarlarının kalınlaşmasını ve kök uzunluğunda artışı sağlayamamaktadır. Bununla birlikte, apeksifikasyon apikal kapanmayı indükleyebilirken, pulpa canlılığını koruyamamaktadır. Günümüzde, hasarlı pulpa dokusunun sağlıklı pulpa benzeri doku ile değiştirilmesini amaçlayan rejeneratif endodontik tedavi prosedürü önerilmektedir. Rejeneratif prosedürler, dişin dentin, kök ve dentin-pulpa kompleksinin tedavisi için yapılan biyolojik temelli tedavilerdir. Bu tedavilerin amacı, devital immatür daimi dişlerde klinik semptomların giderilmesi, apikal lezyonun iyileşmesi, kök duvarlarının kalınlığının artması ve kök gelişiminin devam etmesini sağlamaktır. Böylelikle dişler daha dayanıklı bir yapıya sahip olabilmektedir. Bu nedenle, rejeneratif prosedürler açık apeksli immatür dişlerde alternatif ve güncel bir tedavi yaklaşımı olarak önem kazanmaktadır. Bu derlemenin amacı, devital immatür daimi dişlerde uygulanan rejeneratif endodontik tedavilerin ve doku mühendisliği temelinde farklı biyolojik unsurlardan yararlanılarak bu alanda yapılan çalışmaların güncel bilgiler ışığında incelenmesidir.Öğe Türü:Öğe, Orman yangını sonrası peyzaj bozulmalarının mekânsal analizi ve restorasyon stratejilerinin geliştirilmesi: Bursa Orhaneli-Harmancık örneği(Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, 2025) Karadaş, Gamze; Altınkaya, Fadime27 Temmuz 2025’te Bursa’nın Orhaneli-Harmancık bölgesinde meydana gelen orman yangınının yol açtığı peyzaj bozulmaları Sentinel-2 uydu görüntüleri üzerinden analiz edilmiştir. 29 Haziran ve 29 Temmuz 2025 tarihli görüntüler, Google Colab ortamında Python tabanlı K-Means kümeleme algoritmasıyla işlenmiş ve yaklaşık 23.12 km²’lik yanan alan belirlenmiştir. Copernicus Browser platformu aracılığıyla elde edilen NDVI ve multispektral bantlar (NIR, SWIR) kullanılarak bitki örtüsündeki kayıplar nicel olarak değerlendirilmiştir. Bulgular, ortalama NDVI değerinin 0.0768’e düşmesiyle yangının bitki örtüsünde neredeyse tam tahribat yarattığını ve geniş ölçekte toprak yüzeyini açığa çıkardığını göstermektedir. Ayrıca yangın şiddetinin mekânsal açıdan heterojen dağıldığı ve yüksek şiddetli alanlarda erozyon riskinin kritik seviyelere ulaştığı belirlenmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda, ekolojik bütünlük ve sosyo-ekonomik sürdürülebilirliği esas alan çok katmanlı bir peyzaj restorasyon stratejisi geliştirilmiştir. Bu strateji, yangın sonrası restorasyon sürecinin etkinliğini artırmak amacıyla kademeli bitkilendirme, katılımcı yönetim, kurumsal kapasite geliştirme, CBS tabanlı izleme ve iklim dirençli tür seçimi olmak üzere beş ana bileşen üzerine yapılandırılmıştır. Bu bütüncül yaklaşım, yangın sonrası benzer ekosistemlerin restorasyonuna yönelik bilimsel bir çerçeve sunmaktadır.


















