İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü:Öğe,
    The European Union’s security dilemma in the absence of a unified military: Assessing the role of NATO and transatlantic relations in the post-Trump era
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2025) Imran, Izza
    The research investigates the EU's efforts at strategic independence while focusing on problems and possibilities within its North Atlantic Treaty Organization (NATO) defense and security relationship. This research uses qualitative methods to study defense projects Permanent Structured Cooperation (PESCO) and European Defense Fund (EDF) and to examine how political transformations affect European security at large. The European Union (EU) successfully developed its defense capabilities, yet current limitations include member state politics blocking coordinated approaches and struggles to create standardized military capabilities. This prevents EU governments from taking autonomous global security decisions. The uncertainty of the Trump administration's foreign policy underlined Europe's exposure to overseas power dependence, leading to increased EU efforts to achieve strategic independence. The research shows that the EU advances its independent security policy, yet building complete independence from NATO poses multiple obstacles that require enhanced EU cooperation and integration at all levels. The research helps explain how European security will develop in the global order, which becomes more complex and unpredictable.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Etnik restoran tercihindeki içsel motivatörler: İstanbul örneği
    (İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, 2025) Aksu, Rabia Nur; İnce Karaçeper, Ecem
    Bu çalışma, İstanbul'daki etnik restoran tercihinde yenilikçilik ve nostalji eğilimlerinin rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, farklı demografik faktörler ile motivasyonlar arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı hedeflemiş ve anket yöntemiyle toplanan veriler üzerinden analiz yapılmıştır. Yenilikçilik eğiliminin rolü incelendiğinde, etnik özelliklerden beklentiler (r = 0.300, p < 0.05), personel yetenekleri (r = 0.290, p < 0.05), personel nezaketi (r = 0.243, p < 0.05) ve restoranın sağladığı kolaylıklar (r = 0.359, p < 0.05) ile düşük seviyede pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Yemek esnasındaki beklentiler, teknik ve temizlik beklentileri ile hizmet kalitesine dair beklentilerde ise çok düşük pozitif ilişkiler gözlenmiştir. Yiyeceklerden beklentiler ile yenilikçilik arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (r = 0.048, p > 0.05). Nostalji eğilimi açısından, etnik özelliklerden beklentiler (r = 0.331, p < 0.05), personel yetenekleri (r = 0.154, p < 0.05) ve personel nezaketi (r = 0.167, p < 0.05) ile düşük pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Diğer beklentilerde ise çok düşük seviyede pozitif ilişkiler gözlemlenmiştir. Yiyeceklerden beklentiler ile nostalji arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (r = 0.013, p > 0.05). Sonuç olarak, her iki eğilim de etnik restoran tercihlerini etkilemekte, ancak yenilikçilik bazı boyutlarda daha etkili olmaktadır. Bu sonuçlar, restoran işletmecileri için önemli pazarlama stratejileri sunmaktadır.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Amyotrofik lateral sklerozlu hasta yakınlarının evde bakıma yönelik bakım verme yükünün belirlenmesi
    (Halk Sağlığı Hemşireliği Derneği, 2025) Kurnaz, Edanur; Yurt, Seher
    Amaç: Amyotrofik Lateral Sklerozlu hasta yakınlarının evde bakıma yönelik, bakım verme yükünün belirlenmesi amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma tanımlayıcı tiptedir. Araştırma, Şubat ve Ağustos 2024 tarihleri arasında Türkiye’de Amyotrofik Lateral Skleroz-Motor Nöron Hastalığı Derneğine kayıtlı araştırmaya katılmaya gönüllü 260 bakım veren bireyler ile yürütüldü. Veri toplama aracı olarak Sosyo-Demografik Anket Formu ile Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanıldı. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS Statistics for Windows, Version 22.0 (SPSS INC., Chicago, IL, USA) istatistik programı kullanıldı. Verilerin analizinde, frekans, yüzde, ortalama ve standart sapma kullanıldı. İleri analizlerde bağımsız gruplar t-testi, Anova ve posthoc Tukey, LSD analizleri kullanıldı. Bulgular: Bakım yükü toplam puan ortalaması 33,96±18,83 olarak bulundu. Bakım verenlerin %37,3’ünün orta, %26,2’sinin şiddetli, %10’unun çok şiddetli düzeyde bakım yükü olduğu belirlendi. Kadınların, üniversite mezunlarının, evde bakıma yönelik eğitim almak isteyenlerin, hemşire bilgilendirmesinin yetersiz olduğunu düşünenlerin, kendi sağlığını kötü algılayanlarının ve bakım verme nedeniyle çalışmayı bırakanlarının bakım verme yükünün daha fazla olduğu belirlendi. Sonuç: Bu çalışmada, hasta yakınlarının yarısından fazlasının, bakım verme yükünün orta ve çok şiddetli olduğu bulundu. Özellikle evde bakım eğitimi almak isteyen ve kendi sağlığına yeterince zaman ayıramadığını belirten bireylerin bakım yükünün fazla olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda hemşirelerin, bakım verme yükü yüksek olan bireylere özel eğitim ve danışmanlık programları planlanması, hemşirelik bölüm ve dernekleri ile iş birliği ile eğitim programı geliştirmeleri önerilebilir. Ayrıca, eğitimlerin online olarak herkese erişilebilir yapılması, bakım vericilere yönelik nicel ve nitel araştırmalara ağırlık verilmesi, sağlık politikalarının geliştirilmesinde bakım vericilerin ve hemşirelik derneklerinin ortak amaç doğrultusunda çalışmaları önerilebilir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Hastaların İstanbul’da ağız ve diş sağlığı klinikleri seçmelerinde sosyal medyanın etkisi
    (Yüksekbilgili Eğitim ve Danışmanlık, 2025) Mammadrzayev, Parvız; Akgün, Serkan
    “Hastaların İstanbul’da Ağız ve Diş Sağlığı Klinikleri Seçmelerinde Sosyal Medyanın Etkisi" başlıklı bu çalışma, İstanbul’da olan Ağız ve Diş Sağlığı Kliniklerinin sosyal medyayı nasıl kullandıklarını ve nasıl yönetilmesi gerektiğini incelemektedir. Bu çalışma, sosyal medyanın temel anlamlarını ve teorik temellerini de ele alır. Aynı zamanda, nasıl yönetildiğinin teorik ve uygulamalı yönlerini inceler. Çalışma, sosyal medya platformalarının artan etkisini ve bu platformaların iletişimden bilgi paylaşımına, işbirliğine ve toplumsal katılmaya kadar çeşitli kullanım alanlarını incelemektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    7-14 yaş arası çocuk hastalarda diş sayı anomalilerinin incelenmesi
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2025) Tekin, Tuana; Sepet, Elif; Özkuyucu, Deniz
    Bu çalışmada, Diş sayı anomalilerinin sıklığı ve dağılımı, diğer diş anomalilerinin varlığı, diş anomalilerinin cinsiyet ile ilişkisi incelenerek hastalarda planlanan/gerçekleştirilen dental tedavi tipleri araştırılmıştır. Diş sayı anomalilerini belirlemek için 7 ila 14 yaş arasındaki 677 hastanın panoramik radyografileri ve kayıtları incelenmiştir. 7 yaşından küçük ve 14 yaşından büyük hastalar, net olmayan panoramik radyografi görüntüleri, üçüncü molar dişleri çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmada gelişimsel dental anomaliler beş ana gruba ayrılarak; sayı, boyut, doku, pozisyon ve şekil anomalileri açısından değerlendirilmiştir. Hastalarda planlanan/gerçekleştirilen tedavi tipleri saptanarak elde edilen verilerin yaşa ve cinsiyete göre değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel analiz Jamovi yazılımı kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık p < 0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Gelişimsel dental anomali sıklığı %15.21'dir. En sık görülen anomali sayı anomalisi (%8.5), bu grupta en sık görülen dental anomali ise hipodontidir (%6.05). Eksik dişlerin sıklığı incelendiğinde kızlarda daha fazla diş eksikliğine rastlanmış, ancak istatistiksel olarak farkın anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Hipodonti olgularının %85,54’ünün izole diş eksikliği olduğu, %14,46’sının diğer diş anomalileri birlikte görüldüğü saptanmıştır. Oligodonti sıklığı %0.4 olarak tespit edilmiştir. Hiperdonti sıklığı % 2.06 olarak bulunmuş, bu duruma en fazla üst çenede rastlanılmış olup, olguların %33.3 ‘ünün mesiodens olduğu saptanmıştır. Hipodonti anomalisi saptanan hastaların %84’ünde çeşitli tedaviler gerçekleştirilmiştir. Bu tedaviler; %30 oranında koruyucu tedaviler, %28 cerrahi girişimler, %32 restoratif ve %10 oranında ortodontik tedavilerdir. Hastaların %16’sının yalnızca ilk muayeneleri gerçekleştirilmiştir. Hiperdonti olgularının %71,6’sının izole diş fazlalığı olduğu, %28,4’ünün diğer diş anomalileri ile birlikte görüldüğü saptanmıştır. Hiperdonti sıklığına, erkeklerde daha fazla rastlanılmış, ancak istatistiksel olarak farkın anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Hiperdonti anomalisi saptanan hastalarda planlanmış ve uygulanmış tedaviler; %22 oranında koruyucu tedaviler, %33 cerrahi girişimler,%28 restoratif tedaviler ve %17 oranında ortodontik tedavilerdir. Dental gelişim anomalileri, çocuklarda yaygın bir sağlık sorunudur. Bu anomalilerin erken teşhisi ve tedavisi ile hastanın fonksiyonel, estetik ve psikolojik gereksinimleri karşılanabilir. Uzun vadede bu etkin planlama ve erken teşhis, tedavi maliyetlerini ve süresini de azaltacaktır.