İstanbul Kent Üniversitesi Research and Academic Performance System


DSpace@Kent is an integrated information system that unifies the monitoring, analysis and reporting of scientific research and academic performance at İstanbul Kent University.





Recent Submissions

  • Item type:Item,
    İmmediyat implantlarda iyileşme sonrası palatinal ve lingual kemik rezorbsiyonu miktarı
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2026) Makzume, Yeşim
    Bu çalışmada, immediyat yerleştirilen implantlardaki en az 3 ay sonraki iyileşme sonrası palatinal / lingual kemik rezorbsiyonunun incelenmesi amaçlandı. Daha önceden immediyat diş çekimleri yapılmış ve ardından immediyat implant yerleştirilmiş hastaların yerleştirme anında ve iyileşme sonrasında alınan 3 boyutlu CBCT görüntüleri incelendi.İmplantların yere dik olacak şekilde konumlandırılmasıyla palatinal/lingual bölgedeki kemik değişiklikleri görüntülerde en az 3 kere olmak üzere farklı zaman aralıklarında ölçüldü ve not edilerek istatiksel sonuçlar çıkarıldı. Araştırmaya 7 kadın ve 7 erkek hastadan alınan toplam 52 implant için birincive ikinci ölçüm yükseklik ile genişlik değerleri analiz edildi. H1, H2, H5, H8, H11, H13 VE H14 hastaları kadın, diğer hastalar erkekti. Tezimden edindiğim bilgilere göre immediat implant yerleştirme doğru şekilde yapılırsa hastaya zaman kazandırmakla kalmıyor, daha konforlu bir tedavi süreci de sunuyor. Doku daha az işleme maruz kaldığı için iyileşme süreci daha olumlu oluyor. Bu tip fazla araştırma yapılmamış olduğunu da gördüğüm için bundan sonra daha çok araştırma yapılması için ilham vermesini dilerim.
  • Item type:Item,
    Pelvik organ prolapsusu ve hemşirelik yaklaşımı
    (Ankara Nobel Tıp Kitabevleri, 2026) Dağlar, Özge Şiir
    Pelvik organ prolapsusu (POP), mesane, uterus veya rektum gibi bir ya da birden fazla pelvik organın, pelvik destek dokularının zayıflaması sonucunda ön veya arka vajinal duvar, uterus, serviks ya da vajinal apeks boyunca vajinal kanala ya da vajina dışına doğru semp tomatik olarak yer değiştirmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu organların aşağı doğru yer değiştirmesi pelvik fasyanın yetersizliğinden veya pelvik organları destekleyen kas ve bağ dokularının zayıflamasından kaynaklanmaktadır.
  • Item type:Item,
    How parenthood shapes well-being: The roles of stress coping and psychological flexibility in married couples
    (SAGE Publications, 2026) Ok, Zeynep; Çelik Örnek, Dilaram Billur
    This study explores how parenthood affects subjective wellbeing, dyadic stress coping, and psychological flexibility in married individuals. Utilizing a quantitative, correlational design, the study sampled 402 married adults—222 with children and 180 without. Participants completed validated measures assessing dyadic coping, psychological flexibility, and relationship-specific subjective wellbeing. Data were analyzed using SPSS (version 26) and the PROCESS macro (Model 4). Findings revealed that individuals without children reported higher levels of dyadic coping and subjective wellbeing compared to parents. However, parents exhibited significantly higher overall psychological flexibility and greater alignment with value-based behavior. Analysis by number of children indicated that those with one child showed higher psychological flexibility in the present moment and in acting according to personal values than those with more children. Mediation analyses revealed that psychological flexibility partially mediated the relationship between dyadic coping and subjective wellbeing among parents, but not among non-parents. These findings suggest that while parenting introduces stress that can challenge couple dynamics, it may also foster greater psychological flexibility, which in turn can buffer the negative effects of stress on relational wellbeing.
  • Item type:Item,
    The impact of organic and psychological pain beliefs on pain, disability, kinesiophobia, catastrophizing, and pain knowledge in shoulder pain: A cross-sectional study
    (Elsevier, 2026) Aksan Sadıkoğlu, Büşra; Analay Akbaba, Yıldız; Güven, Mehmet Fatih
    Purpose: The purpose of this research is to examine the effects of organic pain beliefs (OPB) and psycho- logical pain beliefs (PPB) on pain intensity, disability, kinesiophobia, catastrophizing, and pain knowledge in chronic shoulder pain. Design: Cross-sectional observational study. Methods: In this cross-sectional study, 109 patients (66 females, 43 males; mean age 49.8 ± 10.4 years) with chronic rotator cuff–related shoulder pain were recruited using a convenience sampling method and completed the Pain Beliefs Questionnaire (PBQ), the Numeric Pain Rating Scale (NPRS), the Shoulder Pain and Disability Index (SPADI), the Tampa Scale for Kinesiophobia (TSK), the Pain Catastrophizing Scale (PCS), and the Revised Pain Neurophysiology Questionnaire (Revised-NPQ). Pearson correlation and mul- tiple linear regression analyses were used to assess the relationships of OPB and PPB with the outcome measures. Results: OPB were significantly positively correlated with activity-related pain (r = 0.30, p = .001), dis- ability (SPADI total; r = 0.21, p = .025), kinesiophobia (TSK; r = 0.42, p < .001), and catastrophizing (PCS; r = 0.40, p < .001), and were negatively correlated with Revised-NPQ (r = –0.34, p = .001). In multiple re- gression models, OPB significantly predicted greater disability ( β= 0.25, p = .013), kinesiophobia ( β= 0.45, p < .001), and catastrophizing ( β= 0.44, p < .001), explaining 4.8%-17.4% of variance in these outcomes (adjusted R ²= 0.048-0.174). Conclusions: In chronic shoulder pain, OPB show weak to moderate associations with adverse clinical outcomes and a negative association with pain knowledge, whereas PPB are not significantly related to outcomes. These findings support the potential value of targeting maladaptive beliefs and improving pain knowledge within rehabilitation. Clinical implications: Evaluating OPB and PPB in relation to pain-related parameters, kinesiophobia, and catastrophizing may help identify at-risk patients and support individualized rehabilitation and targeted education in chronic shoulder pain.
  • Item type:Item,
    Anksiyete düzeyi ile Akdeniz diyetine uyum ve gastrointestinal semptomlar arasındaki ilişki: Kesitsel bir analiz
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2026) Topal, Gülnihal
    Anksiyete bozuklukları, yüksek prevalansı ve bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Literatürde, anksiyetenin bireylerin beslenme alışkanlıkları ve gastrointestinal semptomlarla yakından ilişkili olduğu; yüksek anksiyete düzeylerinin Akdeniz diyetine düşük uyumla ve gastrointestinal semptomlarda artışla bağlantılı olduğu vurgulanmaktadır. Bu çalışma, yetişkin bireylerde anksiyete düzeyi, Akdeniz diyetine uyum ve gastrointestinal semptomlar arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma, kesitsel araştırma deseni ile yürütülmüş olup 18–65 yaş aralığında gönüllü olarak katılan 517 yetişkin bireyden oluşan örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, sosyodemografik özelliklerin yanı sıra Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Akdeniz Diyetine Bağlılık Ölçeği (MEDAS) ve Gastrointestinal Semptom Derecelendirme Ölçeği (GSDÖ) kullanılarak toplanmıştır. Anketler, çevrim içi anket uygulama araçları ile uygulanmıştır. Çalışmaya %59,2’si kadın, %40,8’i erkek olmak üzere toplam 517 kişi katılmıştır. Katılımcıların, MEDAS ortalaması 5,6±0,45, BAÖ ortalaması 8,8±1,54, GSDÖ ortalaması 12,2±2,68 olarak hesaplanmıştır. Pearson korelasyon analizlerinde, MEDAS skorunun anksiyete (p>0,05) ve toplam GSDÖ puanı (p>0,05) ile anlamlı bir ilişki göstermediğini ortaya konulmuştur. Anksiyete skorunun GSDÖ toplam puanı ile orta düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki gösterdiği belirlenmiştir (p<0,001). Ayrıca, anksiyete düzeyi, GSDÖ’nün alt başlıkları ile de pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler göstermiştir (p<0,001). Bu çalışmada, anksiyete ile Akdeniz diyetine uyum arasında anlamlı bir ilişki saptanmaması, literatürde bu iki değişken arasında ilişki bildiren birçok çalışmayla farklılık göstermektedir; buna karşın anksiyete düzeylerinin gastrointestinal semptomlarla anlamlı biçimde ilişkili bulunması, önceki araştırma bulgularıyla uyumlu sonuçlar ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar, anksiyetenin gastrointestinal semptomlarla yakın ilişki içinde olduğunu, Akdeniz diyetine uyumun ise bu semptomların hafifletilmesinde koruyucu bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Bu doğrultuda, beslenme alışkanlıklarını ve psikolojik iyi oluşu birlikte ele alan bütüncül müdahale programlarının geliştirilmesi ve etkinliğinin ileri çalışmalarda değerlendirilmesi önerilmektedir.