İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi


DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.





Güncel Gönderiler

  • Öğe Türü:Öğe,
    İstanbul ilinde yaşayan 7-17 yaş çocuklarda D-vitamini yetersizliğini etkileyen risk faktörleri
    (İstanbul Kent Üniversitesi, 2022) Yücel, Oya; Altınordu, Bengü
    Bu çalışmada D vitamini yetersizliği/eksikliğinin sıklığını etkileyen risk faktörlerine ergenlik dönemlerinin ve obezitenin etkisi araştırıldı. 7-17 yaş arası 123 çocuk (60 kız, 63 erkek) çalışmaya alınmış olup yaş, cinsiyet, kilo, boy, vücut kitle indeksi, ergenlik dönemleri ve günlük yaşam parametreleri kaydedildi. Biyokimyasal parametreler ve D vitamini düzeyleri için açlık kan örnekleri alındı. D vitamini düzeyinin 20 ng/ml'den düşük olması D vitamini eksikliği, 20- 30 ng/ml arası değerler D vitamini yetersizliği olarak tanımlandı. Tanner'ın ergenlik sınıflamasına göre, çocuklar üç gruba ayrılarak incelendi; prepubertal (Tanner's 1), midpubertal (Tanner's 2-4) ve post-pubertal (Tanner's 5). Ayrıca vücut kitle indeksi 30 ve üzeri olanlar obezite grubuna alındı. Çalışmamızda D vitamini yetersizlik oranı % 39 (N.48) iken, eksiklik oranı %39,8 (N.49) olarak bulunmuştur. Kızlar ile erkekler arasında farklılık saptanmadı. En önemli risk faktörleri; kış mevsimi, teknolojik alet kullanım süresinin artması, açık havada sportif aktivite ile güneş ışığına maruz kalma süresinin kısalması olarak belirlenmiştir. Teknolojik alet kullanım oranı ve süresi, erkeklerde belirgin olarak daha fazla idi. Vit-D düzeyleri ile açık havada sportif aktivite, güneş ışığına maruz kalma arasında pozitifkorrelasyon var iken, teknolojik alet kullanım süresiyle negatif korrelasyon saptanmıştır. Ergenlik dönemleri ile vitamin D eksikliği arasında bağlantı saptanmadı, ancak her iki cinsiyet için de vitamin D eksikliğinin en sık görüldüğü dönem postpubertal dönem idi. Erkeklerde ergenlik ilerledikçe artan teknoloji kullanımı artmaktaydı. Obezite ile vitamin D eksikliği/ yetersizliği arasında bağlantı bulunamadı. Ayrıca, kalsiyum, fosfor, ALP değerleri için gruplar arasında istatistiksel farklılık saptanmadı. Günümüzde D vitamini eksikliği güneşli ülkelerde bile yaygın bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Risk faktörlerinin belirlenmesi, buna göre sağlık politikalarının planlanması ve hem ailelere hem de ergenlere farkındalık eğitimleri verilmesinin gerekliliğini göstermektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Prenatal ve postnatal dönemde genetik danışmanlık: Hemşirenin rol ve sorumluluğu
    (Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 2022) Kurul, Eslem; Mecdi Kaydırak, Meltem
    Her gebelik genetik hastalıklar için risk taşımaktadır. Prenatal tanı fetal sağlığın değerlendirilmesi için kullanılan tarama ve tanı testleri maternal-fetal iyilik hali hakkında sağlık bakım profesyonellerine önemli bilgiler sunar. Günümüzde birçok doğumsal hastalığın teşhisi, genetik veya radyolojik yöntemlerle konulabilmektedir. Hastalıklardan bazıları intrauterin tedavi girişiminden mutlak fayda görür ve bu girişimler sayesinde neonatal rehabilitasyon sürecine katkı sağlamaktadır. Hemşire, sağlık bakım hizmetlerinin tüm basamaklarında hasta ve aileleri ile doğrudan etkileşimde bulunan, koruyucu ve tedavi edici hizmetlerde yer alan ve en önemli rolleri arasında danışmanlık hizmeti de bulunan bir sağlık ekibi üyesidir. Hemşire, bireylerin danışmanlık ihtiyaçlarını tanımlayarak, genetik danışmanlıkla ilgili duygularını paylaşmasına fırsat tanıyıp, bu süreç için bilgilendirme yaparak genetik danışmanlık hizmetinden faydalanmalarını sağlamaktadır. Bu kapsamda bu derlemede prenatal ve postnatal dönemde genetik danışmanlık sürecinde hemşirelerin rol ve sorumluluklarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Belediyelerde stratejik yönetim uygulamaları üzerine bir araştırma
    (Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2022) Öncü, Hasan; Anıl, İbrahim
    Dünyadaki gelişmelere paralel olarak Türkiye’de de 2005 yılından itibaren nüfusu 50.000 ve üzerinde olan belediyelere stratejik plan hazırlama yükümlülüğü getirilmiştir. Stratejik yönetim ve belediyelerdeki uygulamalarını konu edinen bu çalışmada İstanbul ilçe belediyelerinden çalışmaya katılmayı kabul eden dokuz ilçe belediyesi, stratejik yönetim uygulamaları kapsamında ele alınmış olup, bu uygulamaların etkin olarak yapılıp yapılmadığının araştırılıp ortaya çıkarılması ve yapılması gerekenlerle ilgili somut öneriler sunulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda stratejik yönetim süreci bütün aşamaları ile ele alınarak araştırmaya katılan ilçe belediyelerinin strateji geliştirme müdürü veya müdür vekilleri ile yapılan mülakatlar sonucunda elde edilen bulgular, içerik analizi yöntemi aracılığıyla “frekans analizi” tekniği kullanılarak yorumlanmıştır. Bulguların analizi ve yorumlanmasıyla elde edilen çıkarımlar sonucunda; belediyelerdeki stratejik yönetim uygulamalarında belli bir tecrübenin oluşmasına rağmen hem birbirinden farklı hem de ortak çeşitli eksikliklerin olduğu ve yeterli düzeyde standardın oluşmadığı görülmüştür. Ayrıca belediyelerde büyük ölçüde benzer çalışmaların yapıldığı, hazırlanan plan ve programların belediyelerin zaten yapmakta olduğu rutin işlerini kapsayan dokümanlara dönüşmekten öteye gidemediği dolayısıyla stratejik yönetim uygulamasının etkin olarak yapılmadığı belirlenmiştir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    Salgın sonrası yeni gerçeklikle yüzleşmek: Dijital tüketicilerin değişen tepki ve uyum süreçleri
    (Toplumsal Araştırmalar Merkezi Derneği, 2022) Arısoy Gedik, Cansu; Pirol, Melisa
    Covid-19 salgını sebebiyle gündelik hayatın her alanında köklü değişiklikler yaşanmıştır; bireyler, çevrim dışı dünyanın ötesinde, her şeye ve herkese erişimi mümkün kılan dijital ağlardan daha fazla faydalanmaktadır. En büyük değişimlerden biri günlük hayatın en önemli unsurlarından olan tüketim davranışlarında gerçekleşmiştir. Bu bağlamda makalede yöntem olarak Covid-19 sonucunda Türkiye’de ve dünyada değişen satın alma davranışlarını gösteren araştırma verileri incelenmiş, Baudrillard’ın kavramsal çerçevesi ışığında literatür taraması yapılmıştır. İçinde bulunduğumuz yeni gerçeklik ve tüketici davranışları analiz edilirken Baudrillard’ın postmodern tüketim toplumu üstüne düşünceleri makalenin kuramsal perspektifini oluşturmuştur. Makalenin sorunsalı tüketicilerin salgının başında ve içinde bulunduğumuz günlerde tüketim alışkanlarının temel ihtiyaçlar ekseninden kaymasını kapsamaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın araştırma sorusu şu şekilde belirlenmiştir: Postmodernizm ve dijitalleşmenin şekillendirdiği, her ihtiyacımızı dijital sosyal ağlar ile karşıladığımız günümüzde, bu durum postmodern tüketicinin satın alma davranışlarını değiştirmekte midir? Bu çalışma, salgın sonrası dönemin yeni senaryosuna hazırlanmak, dünya yeniden normalleştiğinde, tüketicilerin dijitalleşme eğilimlerinin arttığı bir zaman diliminde, halkla ilişkiler ve reklamcılık uygulamalarında ortaya çıkacak tüketim trendlerini şimdiden görebilmek açısından önem taşımaktadır. 2022 itibari ile salgının üçüncü yılına girileceği düşünüldüğünde salgın sonrası dönemi kapsayan akademik, bilimsel çalışmaların yapılması, toplumların bu yeni gerçeğe adapte olması açısından hayati niteliktedir. Bu çalışmanın sonucunda, salgın sürecinde Türkiye’de ve küresel ölçekte belirli kategorilerdeki ürünlerin satış oranının azaldığı ve yaşanan kaygının tüketicide ürün stoklama ihtiyacı yarattığı görülmüştür. İkincil veri taramalarına göre sürecin devamında özellikle Türkiye’deki tüketicilerin satın alma davranışının yeni koşullara göre kalıcı biçimde değiştiği ve dijitalleşen tüketicilerin artık daha temkinli bir satın alma eğilimi gösterdiği dikkat çekmektedir. Bu süreçte tasarruf eden tüketicinin salgın sonrasında bastırılmış taleplerini satın alma davranışına dönüştüreceği öngörülmektedir.
  • Öğe Türü:Öğe,
    İstanbul’da göçmenlerin mekâna yerleşme ve tutunma dinamikleri: Beyoğlu örneği
    (İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2022) Kaya Erdoğan, Esra; Kurtuluş, Hatice; Yükseker, Deniz
    Beyoğlu, İstanbul’un en hareketli nüfusa sahip merkez ilçelerinden biridir. İlçe giderek çeşitlenen ve artan oranlarda göçmen gruplarının mekâna tutunma, yerleşme, hareketlilik dinamikleri barınma ve çalışma olanaklarının yarattığı olumsallıklar paralelinde şekillenir. Kentsel haklara ve hizmetlere erişim düzeyleri ise göçmenlerin statülerine, göçmenlik ağlarına ve sınıfsal konumlarına göre değişkenlik göstermektedir. Amaç: Bu çalışma Beyoğlu ilçesi örneğinden yola çıkarak farklı göçmen gruplarının mekânda yerleşme/tutunma dinamikleri ve kentsel mekandaki ihtiyaç, sorun ve beklentilerine dair özgün nitel veriye dayalı bir analizle, göçmenlere yönelik üretilebilecek yerel sosyal politika ve uygulamalara katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yöntem: Nitel veri toplama teknikleriyle yapılan saha araştırması ilçedeki beş göçmen grup ile gerçekleştirilen altı odak grup toplantısı ile uzmanlar ve kamu kurumları temsilcilerinden oluşan 19 kişi ile yapılan mülakatlara dayanmaktadır. Bulguların analizi NVİVO nitel analiz programında araştırma ekibi tarafından yapılmıştır. Bulgular: Beyoğlu’ndaki en büyük göçmen grubunu geçici koruma statüsündeki Suriyeliler oluşturmakla birlikte, ilçede çok sayıda düzensiz ve kayıtsız göçmen mevcuttur. İlçedeki göçmen varlığının en önemli belirleyenleri ilçenin sosyo-mekânsal özellikleridir. On yıllardır metruklaşmakta olan konut stoku, düzensiz veya yoksul göçmenler için barınabilecekleri bir alan yaratmıştır. Ancak konutlar insani barınma koşullarını çoğu kez karşılamamaktadır. Kamu kurumlarının bazı mahallelerdeki sosyo-mekânsal koşullara yönelik kayıtsızlığı da ilçede kayıtsız ve düzensiz göçmenlerin yerleşimini kolaylaştırmaktadır. Beyoğlu’nda yoğunlaşan yeme-içme ve konaklama sektörleri ile küçük imalat sektörünün varlığını sürdürmesi, göçmenlere kayıt dışı çalışma olanakları sunmaktadır. Beyoğlu’ndaki göçmenlerin birçoğunun kayıtsız veya düzensiz olması, sağlık hizmetleri ve eğitim gibi temel haklara ve işgücü piyasalarına erişimlerini olumsuz etkilemektedir. Kayıtsız ve düzensiz göçmenlerin çocuklarının örgün eğitime erişimi yoktur. Kayıtsız Suriyelilerin çocukları arasında çocuk işçiliği de yaygındır. Göçmenlerin temel sağlık hizmetleri ve bulaşıcı hastalıklardan korunma ve tedavi hizmetlerine erişiminin çok yetersiz olması, halk sağlığı açısından da bir risk oluşturmaktadır. Kötü ve kalabalık konutlarda yaşayan kadın ve çocuk göçmenlerin mahalle içerisindeki birkaç park haricinde sosyalleşme mekanları neredeyse yoktur. Özgünlük: Çalışmada göçmenlerin mekâna yerleşimlerinde belirleyici olan sosyo-mekânsal örüntülerin tespiti ile farklı niteliklerdeki göçmen gruplarının mekâna yerleşme ve tutunma dinamikleri arasındaki ayrımlar ve benzerliklerin analizi göç alandaki çalışmalara özgün bir katkı sağlamaktadır.