İstanbul Kent Üniversitesi Araştırma ve Akademik Performans Sistemi
DSpace@Kent, İstanbul Kent Üniversitesi’nin bilimsel araştırma ve akademik performansını izleme, analiz etme ve raporlama süreçlerini tek çatı altında buluşturan bütünleşik bilgi sistemidir.

Güncel Gönderiler
Öğe Türü:Öğe, Evli bireylerde bağlanma stilleri ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünün incelenmesi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 10/02/2022) Emiroğlu, İremEvliliği etkileyen birçok farklı değişken bulunmaktadır. Evli bireylerin psikolojik iyi oluşları evliliğin durumunu, kalitesini, devamlılığını etkileyen bir değişkendir. Diğer yandan bireylerin bağlanma stilleri ve bilişsel duygu düzenlemelerinin hem evli bireylerin psikolojik iyi oluşunu hem de diğer süreçlerini etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın esas amacı evli bireylerde bağlanma stilleri ile psikolojik iyi oluş arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü incelemektir. Bu araştırmada ayrıca evli bireylerin bağlanma stillerine, psikolojik iyi oluşlarına ve bilişsel duygu düzenlemelerine etki eden sosyodemografik değişkenlerin etkisi incelenmektedir. Bir diğer amaç ise bağlanma stilleri, psikolojik iyi oluş ve bilişsel duygu düzenleme arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemi İstanbul ve Kocaeli illerinde yaşayan, yaşları 27-75 arasında değişen 230 kadın ve 179 erkek olmak üzere 409 evli kişiden oluşmaktadır. Katılımcılara, Sosyodemografik Bilgi Formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Evli Bireylerde Psikolojik İyi Oluş Ölçeği uygulandı. Araştırmanın analiz sonuçlarında bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin alt boyutu olan yıkımın, evli bireylerde bağlanma stilleri ile psikolojik iyi oluş arasında %14 oranında aracı rolü oynadığı saptandı. Evli bireylerde bağlanma stilleri ile psikolojik iyi oluş arasında orta düzeyde pozitif yönde ilişki tespit edildi (r=.495; p< 0.01). Evli bireylerin psikolojik iyi oluşlarının; cinsiyet, eğitim durumu, gelir düzeyi, meslek türü, evlilik süresine göre anlamlı farklılık gösterdiği saptandı. İleride evli bireylerle yapılacak çalışmalarda bağlanma ve psikolojik iyi oluşu değerlendirirken bilişsel duygu düzenleme stratejileri göz ardı edilmemelidir.Öğe Türü:Öğe, Yeme tutumları ile stresle başa çıkma ve öz yeterlik arasındaki ilişkinin incelenmesi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 11/02/2022) Hayıroğlu Yıldız, Hatice SenaBu araştırmada yetişkin bireylerde yeme tutumları ile ilişkili olan faktörlerin belirlenmesi ve yetişkin bireylerde stresle başa çıkma ve öz yeterliliğin yeme tutumları ile ilişkisinin incelemesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, kardeş sayısı, eğitim düzeyi, ekonomik düzey) ile yeme bozukları arasındaki ilişkinin incelenmesi de araştırmanın alt amaçları olarak ele alınmıştır. Bu amaçla araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin anket yöntemi ile toplandığı araştırmada veri toplama araçları olarak; Kişisel Bilgi Formu, Yeme Bozukluğu Değerlendirme Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği ve Genel Öz Yeterlik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise Türkiye genelinde yaşayan ve okuma yazma bilen toplam 384 yetişkin kişi oluşturmuştur. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS paket programı kullanılmıştır. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen regresyon analizleri sonucunda, stresle başa çıkma tarzlarından; çaresiz yaklaşımın yeme bozuklukları ölçeğinin tüm alt ölçeklerini pozitif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Bunun yanında kendine güvenli yaklaşımın yeme bozukluğu alt ölçeği olan kısıtlamayı pozitif yönde, sosyal desteğe başvurmanın ise bir ddiğer alt ölçek olan tıkanırcasına yemeyi negatif yönde yordadıkları belirlenmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen fark analizleri (t-testi, ANOVA) sonucunda, katılımcıların yeme bozukluğu alt ölçeklerinden kısıtlama, şekil kaygısı ve kilo kaygısı seviyelerinin cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre, kadınların kısıtlama, şekil kaygısı ve kilo kaygısı seviyelerinin erkeklerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanında, yeme bozukluğu alt ölçeklerinden yeme kaygısı seviyelerinin medeni durumlarına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Buna göre, bekarların yeme kaygısı seviyelerinin evlilerden daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan, yeme bozuklukları seviyesinin katılımcıların yaş, gelir durumu, eğitim seviyesi ve kardeş sayısınana göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Öğe Türü:Öğe, Yaşlılarda Covid-19 fobisi, geriatrik depresyon ve kaygı arasındaki ilişkiler(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 22/06/2022) Kanpara, DilaraDünya nüfusunda yaşlı bireylerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Türkiye nüfusunun da yaklaşık yüzde dokuzunu yaşlılar oluşturmaktadır ( T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2020). Genç nüfusun tıbbi açıdan beklentisi tedavi iken yaşlı nüfusun tıbbi beklentisi yaşam kalitesinin korunmasıdır (Kutsal, 2011). Ancak dünya çapında yaşlılar için yaşam kalitesini korumak, 2019 yılı itibari ile salgın hastalıklar sebebi ile güçleşmiştir. Covid-19 salgını tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'yi de fiziksel ve ruhsal sağlık anlamında tehdit etmiştir. Yaş ilerledikçe hastalık oranlarının arttığı, fizyolojik olarak bağışık sisteminin yavaşladığı gerçeğini ele alırsak yaşlıların salgın hastalıklarla baş etmesinin gençlere göre daha güç olduğu görülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı Türkiye'deki yaşlılarda covid-19 fobisi, geriatrik depresyon ve kaygı arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu amaç doğrultusunda bağımlı değişkenler ( covid-19 fobisi, geriatrik depresyon ve kaygı ) arasındaki ilişkiler ve bu değişkenlerin sosyodemografik değişkenlerle ilişkisi incelenecek; sosyodemografik değişkenler temelinde oluşturulan gruplar arasında bağımlı değişken düzeyleri bakımından farklılık olup olmadığı ve covid-19 fobisi ile kaygı düzeyinin depresyon düzeyini yordayıp yordamadığı araştırılacaktır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni, Şubat 2021 - Mayıs 2021 tarihleri arasında Türkiye'de yaşayan 65 yaş ve üstü bireylerden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi formunun yanı sıra Arpaci, Karataş ve Baloğlu (2020) tarafından geliştirilmiş Koronavirüs 19 Fobisi (CP19-S) Ölçeği, Yesavage ve arkadaşlarının geliştirdiği Yesavage Geriatrik Depresyon Skalası ve Beck, Epstein, Brown ve Steer'nın geliştirdiği Beck Anksiyete Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre yaşlılarda covid-19 fobisi, geriatrik depresyon ve kaygı düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla yapılan araştırmaya %48.4'ü kadın %51.6'sı erkek 186 katılımcı dahil edilmiştir. Analiz sonuçları, erkek katılımcıların somatik ve ekonomik alt boyutlarıyla covid 19 fobisinin kadınlara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Evli olmayan katılımcıların kaygısı ve somatik alt boyutu ile covid 19 fobisinin evli olan katılımcılara göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Fiziksel engelli olan katılımcıların covid 19 fobisi, geriatrik depresyonu ve kaygısı diğerlerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Yaşlılarda günlük haber takibi süresi arttıkça kaygısı, geriatrik depresyonu, covid 19 fobisi de artmaktadır. Çevresiyle görüntülü görüşen yaşlıların kaygısı, geriatrik depresyonu ve covid 19 fobisinin somatik alt boyutu azalmaktadır. Sesli görüşmelerin kaygısı, geriatrik depresyonunu ve covid 19 fobisinin somatik alt boyutunu azalmaktadır. Yaşlıların geriatrik depresyon düzeyi arttıkça covid 19 fobisi de artmaktadır.Öğe Türü:Öğe, Yetişkinlerde bilişsel esneklik, ilişkilerde güven, kültürler arası iletişim kaygısı ve sosyal medya kullanım amaçları arasındaki ilişkiler(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 28/06/2022) Arslan, BilgeBilişsel esneklik psikolojide birçok kavramla beraber incelenen bir konudur. Fakat ilişkilerde güven, kültürlerarası iletişim kaygısı ve sosyal medya kullanım amaçları açısından oldukça sınırlı sayıda çalışma mevcuttur. Bu tez çalışmasında yetişkinlerin bilişsel esneklik, ilişkilerde güven, kültürlerarası iletişim kaygısı ve sosyal medya kullanım amaçları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Bilişsel Esneklik Envanteri (BEE), İlişkilerde Güven Ölçeği ve Kültürlerarası İletişim Kaygısı Ölçeği kullanılarak yapılan çalışmada, 120 kadın 244 erkek toplam 344 katılımcı yer almıştır. Çalışmanın sonucunda bilişsel esneklik değişkeni ile ilişkilerde güven (r = ,333) arasında orta düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Kültürlerarası iletişim kaygısı değişkeni ile ilişkilerde güven (r = ,107) arasında düşük düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda bilişsel esnekliğin ve kültürlerarası iletişim kaygısının ilişkilerde güveni anlamlı şekilde ve pozitif yönde yordadığı görülmüştür. Bilişsel esneklik ile sosyal medya kullanım amaçları arasındaki ilişkiye bakıldığında yeni arkadaşlar edinmek, eğlenmek ve rahatlamak, boş zamanlarını değerlendirmek cevapları düşük düzeyde, negatif ve anlamlı ilişkiler görülmüştür. Gelecek araştırmalar için bilişsel esneklik, ilişkilerde güven, kültürlerarası iletişim kaygısı ve sosyal medya kullanım amaçları arasındaki ilişkilerdeki mekanizmasının anlaşılabilmesi için daha fazla araştırılma yapılması gerekmektedir.Öğe Türü:Öğe, Üniversite öğrencilerinde bilişsel çarpıtmaların stresle başa çıkma tarzları üzerine etkisi(İstanbul Kent Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 29/06/2022) Akdeniz, BüşraÜniversite öğrencilerinde bilişsel çarpıtmaların stresle başa çıkma tarzları üzerine etkisinin incelendiği bu çalışmada öncelikle kavramlar çerçevede tanımlamalar yapılmıştır. Bu kapsamda ilk bölümde bilişsel kuram açıklanmış ve bilişsel çarpıtmalar ile düşünce hataları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise stres kavramı, belirtileri, nedenleri ve kaynakları gibi unsurları ile birlikte incelenmiştir. Sonrasında stresle başa çıkma tarzları ve bu durumu etkileyen faktörler açıklanmıştır. İlişkisel tarama ve betimleyici yöntemin kullanıldığı çalışmada araştırma araçları olarak sosyodemografik veri formu, stresle başa çıkma ölçeği ve bilişsel çarpıtmalar ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada frekans tabloları dışında verilerin normal dağılmaması nedeniyle parametrik olamayan testlerden Mann-Whitney U testi ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların demografik özellikleri ile stresle başa çıkma düzeyleri ve bilişsel çarpıtmaları arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bilişsel çarpıtmalar ile stresle başa çıkma düzeyi arasında anlamlı bir farklılık olduğu ve pozitif yönde bir ilişki içerisinde oldukları belirlenmiştir.


















