Türkiye-Çin diplomatik ilişkilerinin 55. yılında Avrasya’da güç geçişi ve jeoekonomik bağlantısallık
Dosyalar
Tarih
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu makale, Türkiye Cumhuriyeti ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin 55. yılında ikili ilişkileri güç geçişi, jeoekonomik bağlantısallık ve ekonomik karşılıklı bağımlılık çerçevesinde incelemektedir. Çalışmanın temel sorusu, Türkiye’nin Çin ile bütünleşen Avrasya üretim ve lojistik ağlarında ağırlıklı olarak transit ülke mi kaldığı, yoksa ortak üretim merkezine dönüşme yönünde ölçülebilir ilerleme mi kaydettiğidir. Araştırma, 1971-2026 dönemini kapsayan yapılandırılmış nitel doküman analizine dayanmaktadır. Resmî politika belgeleri, Türkiye’nin dış ticaret verileri, Dünya Bankası koridor raporları, yatırım duyuruları ve hakemli çalışmalar; lojistik kapasite, ticaretin teknoloji bileşimi, doğrudan yatırım, yerel katma değer ve teknoloji transferi göstergeleri üzerinden karşılaştırılmıştır. Bulgular, Türkiye’nin lojistik konumunun güçlendiğini, ancak üretim merkezi niteliğinin kurumsallaşmadığını göstermektedir. Türkiye, 2023’te Çin’e 3,3 milyar dolar ihracat yapmış, Çin’den 44,98 milyar dolar ithalat gerçekleştirmiş ve 41,7 milyar dolar açık vermiştir. Çin kaynaklı doğrudan yatırım stoku ise yaklaşık 9 milyar dolardır. Bu bulgu, ticaret asimetrisinin sürdüğünü de göstermektedir. Dünya Bankası, gerekli önlemlerle Orta Koridor hacminin 2030’da 11 milyon tona ulaşabileceğini öngörmektedir. Makale, transit ülke ile ortak üretim merkezi ayrımını ölçülebilir göstergelerle açıklamakta ve bağlantısallığın istikrar üretmesini dengeli bağımlılık, kurumsallaşma ve olumlu gelecek beklentilerine bağlamaktadır. Sonuç olarak Türkiye transit ağırlıklı bir ara konumdadır; dönüşüm, yerel tedarik, ortak Ar-Ge, teknoloji transferi ve üçüncü ülkelere ihracat sağlayan yatırımlara bağlıdır.
This article examines Türkiye-China diplomatic relations on the 55th anniversary of their establishment through the lenses of power transition, geoeconomic connectivity, and economic interdependence. Its central question is whether Türkiye remains primarily a transit country within Eurasian production and logistics networks integrated with China, or whether it has made measurable progress toward becoming a joint production hub. The study is based on a structured qualitative document analysis covering 1971-2026. Official policy documents, Türkiye’s foreign trade data, World Bank corridor reports, investment announcements, and peer-reviewed studies are compared using indicators of logistics capacity, the technological composition of trade, foreign direct investment, local value added, and technology transfer. The findings show that Türkiye’s logistical position has strengthened, but its production-hub function has not become institutionalized. In 2023, Türkiye exported USD 3.3 billion to China, imported USD 44.98 billion, and recorded a trade deficit of USD 41.7 billion. Chinese foreign direct investment stock was approximately USD 9 billion, further demonstrating the persistence of trade asymmetry. The World Bank projects that Middle Corridor freight volume could reach 11 million tonnes by 2030 if the necessary measures are implemented. The article operationalizes the distinction between a transit country and a joint production hub through measurable indicators and links connectivity’s stabilizing effects to balanced interdependence, institutionalization, and positive expectations about future cooperation. Türkiye currently occupies an intermediate position dominated by its transit function; transformation depends on investments that generate local sourcing, joint R&D, technology transfer, and exports to third-country markets.










